• /Content/img/posters/jpg/image_699d4606-4426-42a4-9752-7220af98c334.jpg
Avrupa’nın Keçisi Daha Değerli !
14 Aralık 2015 Pazartesi \\ Aktuel \\ Yorum Yok

Dünya Keçi Derneği (International Goat Association) Türkiye Temsilcisi Ziraat Yüksek Mühendisi İrfan Daşkıran, Avrupa’da çok değerli ürünler olarak nitelenen keçi eti ve sütünün Türkiye’de da hak ettiği değerden satılmadığını söylüyor.  Ama Daşkıran umutlu, “Son yıllarda keçi ürünlerine ilginin artması çok sevindirici” diyor

 Niçin keçiyi seçtiniz?

 Keçi için çeşitli kitaplarda bilinen alışagelmiş söylemlerin dışında bazı şeyler söylemek gerekir bence. Her şeyden önce keçi çok dayanıklı bir tür. Yetersiz ve güç koşullarda çok rahat hayatını devam ettirebiliyor. En basit ve diğer canlıların tüketmekte zorlandığı bitkilerden çok değerli et, süt, kıl gibi çok değerli besinler üretiyor. Ayrıca çok da hareketli ve dinamik hayvanlar. Bir koyun gibi değiller mesela. Yani zaman zaman haberlerde dinleriz bir koyun sürüsü uçurumdan atladı diye. Sürü başı koç atladı mı tüm koyunlar atlarlar. Hiçbir keçiyi bir diğer keçinin ardından atlatamazsınız. Otlama davranışları bile farklıdır. Yani biraz daha özgürlüklerine düşkün canlılar diyebiliriz. Ağılda yetiştirmeye de çok müsait değiller ve bunu yetiştirmede dikkate almak gerekiyor. İşte tüm bu özelliği nedeniyle koyun sürülerinin içerinde mutlaka birkaç baş keçi görürüsünüz.

 

Neden Koyun sürülerinde keçi bulunduruyor yetiştirici?

 

Biraz önce de konuştuğumuz üzere keçi çok hareketli bir canlı. Devamlı otun ve bitkinin en körpe ve tazesini suyun en temizini içmek ister. Bu nedenle hep arayış içerisindedir. İşte bu özelliği nedeni ile bizim koyun yetiştiricimiz sürüyü gezdirsin diye her zaman 5-10 baş keçiyi sürüsünde mutlaka bulundurur.

 

Biliyorsunuz Türkiye 10 milyon başın üzerinde keçi varlığına sahip. Koyun olarak da 30 milyon başı aşan bir varlığımız var. Daha da önemlisi Ankara keçisi veya “Angora Goat” olarak dünyada tanınan bir  genetik kaynağa sahibiz. Bu ölçüde şanslı bir ülke olmamıza rağmen bu hayvan potansiyelinden ne ölçüde yararlanıyoruz sorusunu sormak lazım kendimize.

 

Türkiye keçi potansiyelini kullanabiliyor mu?

 

Keçi hayvancılık sektörünün son 10 yıldaki yükselen değeri bence. Dikkatinizi çekiyordur, görsel ve yazılı basında birçok haber duyuyoruz, çok tanınmış simalar keçi çiftliği kuruyorlar diye. Yine sevindirici olan artık sanayicilerin de bu sektöre olan ilgisi her geçen gün artıyor. Ancak bu türün nadide ürünlerini yeterince market raflarına indirmekte zorlanıyoruz. Avrupa’da çok değerli ürünler olarak nitelenen keçi eti, sütü ve diğer ürünler Türkiye’de ya çok az tanınıyor ya da hak ettiği değerden satılmıyor. Dolaysıyla keçi yetiştiricisi de mağdur oluyor. Son yıllarda keçi peyniri ve sütüne olan ilginin artması ve özelliklerinin tanınır olması ise çok sevindirici gelişmeler olarak değerlendiriyorum.

 

Keçicilik sektöründe teknik bilgi birikimi ve dünyadaki durum nedir?

Çok isabetli bir soru oldu bu bence. Keçicilik Türkiye de daha çok “fakirin ineği” tabiri ile anılıyor. Oysa bu çok yanlış bir algı. Dünyada keçinin yayıldığı coğrafya genelde yoksulluğun yaygın olduğu yerler olsa da keçi ürünlerinin oldukça yüksek fiyatla satıldığı ve keçiciliğin modern koşullarda yapıldığı başta Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkeler örnek alınmalı diye düşünüyorum. Bu ülkelerde örneğin Fransa’da 400 den fazla çeşit peynir dünya pazarlarında satılıyor. Keçi peynirleri ise kilo fiyatı 25-70 Avro düzeyinde marketlerde alıcı buluyor. Tüm bu üretim ise 1,3 milyon baş keçiyle yapılıyor. Keçi etiyse özel ürünler olarak coğrafi işaretli olmak üzere farklı şekillere tüketicilere sunuluyor. Sanırım bu konuda ülkemizin ciddi bir atılıma ve stratejiye ihtiyacı var diye düşünüyorum.

Bildiğim kadarı ile “Dünya Keçi Derneği”nin (International Goat Association) Türkiye Temsilciliğini yapıyorsunuz. Bu dernekten bize biraz bahsedebilir misiniz?

Dünya Keçi Derneği’nin (International Goat Association) uluslararası alanda faaliyet gösteren ve Merkezi Little Rock Arcansas, Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan bir kuruluş. Tüm Dünyada temsilcileri vasıtasıyla keçicilik konusunda bir network yani iletişim ve bilgi ağı kurmuş durumda. Kısaca şöyle diyebilirim en iyi keçicileri keçi sektörün temsilcileri ile bir araya getirirken bilgi paylaşımı ve bilimsel faaliyetler yürütüyor. Bu sırada üyelerini ve keçi sektörün temsilcilerini en son gelişmelerden haberdar ediyor. Bu amaçla da her 4 yılda bir uUluslararası alanda aday ülkeler arasından seçilen bir ülkede toplantı düzenliyor.

Bildiğim kadarıyla 2016 Yılı Keçicilik Kongresi’ne Antalya Türkiye ev sahipliği yapacak.

Evet, 2012 yılında İspanya’da düzenlenen 11. Toplantı’da Kanarya Adaları, Kanada, Macaristan ve Türkiye olarak aday olundu. Türkiye bu ülkelerin arasından seçilerek 2016 yılı toplantısına ev sahipliği yapmaya hak kazandı. Bu toplantı başkanlığımızda Antalya’da düzenlenecek ve keçicilik konusunda tüm dünyadan seçkin bilim insanları, uzmanlar, özel sektör temsilcileri ve keçi sektörünün temsilcilerini ağırlayacak. Kanarya Adaları’ndaki toplantıda 500 katılımcı ile 55 ülke temsil edildi. Bu, sanırım toplantının ne kadar büyük çaplı olduğu hakkında bize bir fikir verecektir. Bir diğer önemli özelliği ise bu toplantının ilk kez Türkiye’de düzenleniyor olması.

Bu konuda bugüne kadar hazırlıklarınız nedir?

Az önce söylediğim üzere; biz toplantıyı eylül 2012 yılında Las Palmas, Kanarya Adaları’ndaki toplantıda aldık. Bu günden sonra profesyonel anlamda hazırlıklarımıza başladık. Tabi bu konuda bizi yalnız bırakmayan Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ve İl Birliklerimize çok teşekkür etmemiz gerekiyor. Yine bu toplantıya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız da destek oluyor. Bildiğiniz üzere akademik kimliğimin yanı sıra halen TAGEM de küçükbaş hayvancılık koordinatörü olarak görev yapıyor olmam bu konuda bizleri daha güçlü kılıyor. Bu anlamda Genel Müdürümüz Doç.Dr.Masum Burak Bey de bize gerekli desteği veriyor. Yine bilimsel anlamda Çukurova Üniversitesi toplantının ana sponsorlarından birisi. Bu kapsamda hâlihazırda toplantının Antalya’da düzenlenmesi kararını vermiş bulunuyoruz. Ayrıca etkin ve profesyonel bir web sayfası hazırladık ve şu anda aktif olarak kullanılıyor. Toplantının bilimsel seviyesinin en önemli göstergesi olan Bilim komitesi ve diğer komitelerde belirlenmiş olup şu an aktif olarak çalışmaktalar. Tüm keçi sektörü paydaşları ve bilim insanları www.icg2016.org adresinden web sayfamıza ulaşarak gerekli bilgileri alabilirler.

 Toplantı kapsamında beklentileriniz nelerdir?

Tabi biz bu toplantıyı düzenlerken her şeyden önce ülkemizin keçicilik potansiyelini tüm dünyaya duyurmayı hedefledik. İlk iş olarak toplantının logosunu Türkiye’nin gen kaynağı olan Ankara keçisini seçerek işe başladık. Ayrıca tüm dünyadan gelecek bilim insanları ve konu uzmanları bizatihi ülkemiz keçicilik sektörünün ve keçicilik konunda çalışan bilim inanlarının ayağına geliyor. Bunu kaçırılmaması gerekli bir fırsat olarak görüyoruz. Toplantı süresince bu konudaki uzmanlardan azami ölçüde fayda sağlamak bilgi ve deneyimimizi artırmak ve paylaşmak lazım diye düşünüyorum. Bu anlamda özellikle keçicilik konusunda çalışan gerek özel sektör gerek kamu ve sivil toplum örgütlerini bu organizasyonda yer almaya davet ediyorum. Sonuçta bu tanıtım ülkemiz için ve keçicilik söktürü için. Bu anlamda ben bize ev sahipliği yapacak Antalya ili Damızlık Koyun Keçi Yetişicileri Birliğine ve bize destek veren tüm il birliklerine teşekkür ediyorum. Ancak özel sektörün bu konuda daha aktif olması gerektiğini düşünüyorum. Yani şikayet etmekten çok bu faaliyette aktif rol alarak eksiklerimizi bir ölçüde gidermek ve yeni olanak ve işbirliği geliştirmek için müthiş bir fırsat olarak görüyorum bu toplantıyı. İnşallah en iyi şekilde bu toplantıyı ülkemize yakışır biçimde düzenleyeceğiz diye düşünüyorum. Ülkemize ve keçicilik sektörüne maksimum fayda sağlamasını temenni ediyorum.

 

İrfan Daşkıran kimdir?

1965 yılında İskenderun Hatay’da doğdu. İlk orta ve lise eğitimini tamamlayarak Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde 2 yıl süreyle Antropoloji eğitimi aldı. 1985 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümüne başladı. 1989 yılında Ziraat Mühendisi, 1991 yılında Ziraat Yüksek Mühendisi ve 2000 yılında Ziraat Doktoru ünvanı aldı. İş hayatına Ziraat Bankası’nda çeşitli birimlerde görev yaparak devam etti. 2001-2007 yılları arası Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarda bulundu. 2007 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nde 2 yıl süreyle araştırmacı olarak görev yaptıktan sonra 2009-2011 yıllarında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Alt Bölge Ofisi’nde Hayvansal Üretim Uzmanı olarak çalıştı. 2011 yılından itibaren TAGEM de Küçükbaş Hayvancılık Araştırma Grup Koordinatörü olarak görev yapmakta olup 2013 yılında Zootekni ve Hayvan Besleme dalında Doçent ünvanı almıştır. Ankara keçisi başta olmak üzere, keçicilik yetiştirme ıslahı, İklim Değişikliği ve Hayvancılık ve Coğrafi işaretli hayvansal ürünler konuları başta olmak üzere özellikle 100’den fazla ulusal ve uluslararası yayınlanmış akademik çalışması bulunmaktadır.

 

Benzer Yazılar..
Yorumlar
Yazı hakkında yorum bulunmamaktadır.
Yorum Yaz