• /Content/img/posters/jpg/image_ab5664af-0660-4475-9ed5-1420339976ed.jpg
Keçi etinin kalp krizi riskini azaltıcı etkileri var
13 Mart 2015 Cuma \\ Gundem \\ Yorum Yok

Prof. Dr. Kaymakçı, “Keçi eti, daha az yağ oranına sahip olduğu için düşük kolesterole sahiptir. Keçi eti, demir ve potasyum oranları açısından daha yüksek. Keçi etinin kalp krizi riskini azaltıcı etkileri var ve rahatlıkla tüketilebilir. Özellikle kalp hastaları da bu eti rahatlıkla tüketebilir. Aynı zamanda cilt ve deri hastalıklarını engelliyor. Sağlıklı saç, deri ve tırnak oluşumuna yardımcı oluyor”

Ege Üniversitesi(EÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı tarafından düzenlenen, “13. Sağlık Halk Kongresi” Bornova Belediyesi Nikah Salonu’nda düzenlendi. Kongrenin ilk oturumda; “Sağlıklı beslenme nedir? Keçi eti sağlıklı mıdır? Organik gıda nedir ve satın alınırken nelere dikkat edilmelidir? Propolis nedir? Yararlı mı? Arı ürünleri nedir?” konulu sunumlar yapıldı.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Diyetisyeni Selda Seçkiner, “Beslenmeden hayatımızı devam ettirmek mümkün değil. Ancak hepimizin ortak hedefi sağlıklı beslenme konusunda olmalı. Sağlıklı yaşam dediğimizde yaşam boyu tüm bireylerin sağlığının korunması, geliştirilmesi, yaşam kalitesinin arttırılması ilk hedefimiz. Sigara içme alışkanlığının önlenmesi, var olan yaşam kalitesini bozan beslenme sorunlarının en aza indirilmesi ve yine beslenmeye bağlı kronik hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve çevre koşullarının düzeltilmesi olarak hepsi bir bütündür. Bu da beslenme ve sağlıklı yaşamdır. Sağlıklı yaşam için tüm besinleri kullanmak gerekir. Vücudumuzun ihtiyacı kadar besinlerin alınması ve bunun uygun şekilde vücutta kullanılmasına yeterli ve dengeli beslenme diyoruz. Yeterli ve dengeli beslenmemizde ya da kötü beslenmemizde aslında pek çok nedenler var. Açlık duygumuz, tat duyumuz, alışkanlıklarımız, yaşam şeklimiz, duygusal durumlarımız ve sosyal girişimler bunların her biri beslenmemizin iyi ya da kötü olmasını etkileyen faktörlerdir” dedi.

KEÇİ ETİNİN KALP KRİZİ RİSKİNİ AZALTICI ETKİLERİ VAR

Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, “Böylesi bir kongrenin en önemli konusu belki de sağlıklı bireyler için dengeli ve yeterli beslenme olduğunu düşünüyorum. Bütün hastalıkların birçoğu dengeli ve yeterli beslenilmemeden kaynaklanıyor. Beslenmede tabi ki et çok önemli. Kırmızı ve beyaz et ayrımı yaptığımız alanda keçi eti de kırmızı et grubuna girmekte. 30-40 yıl önce et ihtiyacı koyun keçi etinden karşılanıyordu. Geldiğimiz noktada ise şuanda kırmızı et ihtiyacı yüzde 15 oranında koyun ve keçilerden sağlanıyor. Kırsal kesimden kente yoğun bir geçişin ardından koyun ve keçi eti bırakıldı. Keçi eti özelliklerine bakıldığında; kas içi, kas arası ve deri altında en az yağa sahip olan hayvandır. Daha az yağ oranına sahip olduğu için düşük kolesterole sahiptir. Keçi eti demir ve potasyum oranları açısından daha yüksek. Keçi etinin kalp krizi riskini azaltıcı etkileri var ve rahatlıkla tüketilebilir. Özellikle kalp hastaları da bu eti rahatlıkla tüketebilir. Aynı zamanda cilt ve deri hastalıklarını engelliyor. Sağlıklı saç, deri ve tırnak oluşumuna yardımcı oluyor” diye konuştu.

Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Bitki Besleme Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Anaç, “Dünya nüfusu arttıkça birim alanından alınan verim de yetmemeye başladı. Ülkeler, verimi arttırmak ve insanları besleyebilmek için tarımda değişik kimyasallar kullanılmaya başladı. İnsana, çevreye her şeyden önce çok canlı olarak kabul ettiğimiz toprağımıza zarar vermeye başladı. Bu durum Yeşil devrimine kadar devam etti. Biz ilk önce toprağımızı düzgün besleyeceğiz. Oradaki canlıları sağlıklı kılalım ki her türlü tarım yapabilelim. Neden organik tarım kullanılmalı; Gelecek nesilleri korumak, toprak verimliliğini korumak, genetik kaynakları korumak, su miktarı ve kalitesini korumak, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak ve enerji tasarrufu yapmak, küçük çiftçilerin gelir düzeylerini arttırmak, sağlıklı ve besin kalitesi yüksek ürün elde etmek için organik tarım yapılmalıdır. En çok organik üretimin yapıldığı yer Avustralya’dır. Ülkemizin farklı yerlerinde organik üretim yapılmaya başlasa da esas başlangıcı Ege Üniversitesi’dir. Tarım Bakanlığı ile işbirliği yaparak yaptığımız araştırmalar ve çalışmalar ile Türkiye genelinde organik tarımı tanıdık. Bebeklerimizin, hastalarımızın ve yaşlılarımızın organik ürünlerle beslenmesini istiyorum. Yetiştiği yerin havası toprağı temizdir ve bu güvenli bir gıdadır. İzmir de çeşitli yerlerde organik ürünlerin satıldığı yerler bulunmakta. Organik gıdaların fiyatlarının pahalılığından şikayet ediyoruz. Ben inanıyorum ki organik gıdaya yönelim artıkça fiyatlar düşecektir. O yüzden organik tarım alanların yapıldığı yerlerin sayısı arttırılmalı. Aynı zamanda organik tarım ürünlerin satıldığı alanların da sayısı arttırılmalı” dedi.

Benzer Yazılar..
Yorumlar
Yazı hakkında yorum bulunmamaktadır.
Yorum Yaz