• /Content/img/posters/png/image_84c45dea-2964-40be-8494-f7b11d710031.png
"Kıtlığın yaşanmaması adına üretmeliyiz"
23 Şubat 2017 Perşembe \\ Birlikler \\ Yorum Yok
KOYUN&KEÇİ DÜNYASI / Malatya Sonsöz gazetesinin sorulrını yanıtlayan Malatya Tarım ve Hayvancılık Platformu ve Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı İhsan Akın, nüfus oranının hızla arttığına ve Malatya’da hayvan varlığının ciddi manada yetersiz olduğuna vurgu yaptı.
 
Göreve geldiği günden bu yana yetiştirici lehine yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Malatya Tarım ve Hayvancılık Platformu ve Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı İhsan Akın ile Malatya’nın küçükbaş hayvan yetiştiriciliği potansiyelini konuştuk. Nüfus oranının hızla arttığı Malatya’da hayvan varlığının ciddi manada yetersiz olduğuna vurgu yapan Başkan Akın, “Yusuf Aleyhisselâm zamanındaki kıtlığın yaşanmaması adına kesinlikle üretmemiz lazım bu yolda da bütün kurum ve kuruluşların bizi desteklemesi gerekiyor” dedi.
 
Malatya’daki küçükbaş hayvancılıkta yaşanan sıkıntıları sıralayacak olursanız neler söyleyebilirsiniz?
Hayvancılığın problemlerinden bir tanesi olan sulaklar ile ilgili yaklaşık 2-2, 5 yıldır talepleri topluyorduk. Topladığımız talepler doğrultusunda proje gerçekleştirdik ve ilgililere sunduk. DAP Bölgesi de bu noktada Büyükşehir Belediyesi ile birlikte ilçe belediyelere teslim edilmek  üzere oradan da yetiştiricilere gönderilmesi için şuana kadar yaklaşık 600’e yakın küçükbaş hayvan sulağı, kürün dağıttı. Yaylalarda ve suyun çok olmadığı yerlerde biriktirme anlamında, birçok hayvanın su ihtiyacını gidermesi için dağıtılan sulak projesi devam edecektir ve devamda etmesi gerekir. Bu noktada yetiştiricilerin yaylalarımızda sıvattır,  hayvan tuzlağıdır, sulağıdır, bunun yanı sıra gölgelik, mera ıslah çalışması, obalarda yaşayan yetiştiricilerimizin 6-7 ay orada kalması ve bu süre zarfında orada yaşadığı sıkıntılar  birer problemdir. Burada da yerel yöneticilerimizin destekleri gerekli bu sıkıntıların giderilmesi için. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile ilgili şu anda 2 tane ilçemizde halk elinde ıslah projemizi yürütüyoruz. Buna bağlı olarak sosyal ihtiyaçların giderilmesi ile alakalı bir projemiz var. Hayvan hastalıkları iç dış parazitlerin temizlenmesi için bir projemiz var. En büyük problemlerden bir tanesi çoban bulamama sorunuydu. 4-5 yıldır bu mücadeleyi vermiştik. Yaklaşık 3 yılda 9 yüz civarında çobanımıza, üyemize sürü yönetimi ve  eğitimi altında eğitim verdik. Bu eğitim noktasında paydaşlar olarak Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri, Ziraat Odası Genel Merkezi, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği, İşçi Bulma Kurumu ve Halk Eğitim ile ortak yaptığımız proje Türkiye genelinde yapılan bir projedir. Gıda tarım ve Hayvancılık Bakanlığının desteklediği ve sigortasını yapan çobana 5 bin lira destek sağlıyor. Bu projemiz de çok önemli bir projedir çoban bulabilme adına. Yaklaşık 10 yıldır buranın hem kuruculuğunu hem başkanlığını yürütmekteyim. Geldiğimden bu güne hep şunu söyledim;  yetiştiricilerin, üreticilerin kesinlikle hakkını arayabilmesi adına bazı şeylerde haberdar olabilmesi adına bilinçli olması gerekiyor.  Bu noktada yaylalarımızda, mahallelerimizde eski ismi ile köylerimizde, ilçe merkezlerimizde sunumlu toplantılar yaptık. Konferans, panel, yetiştiricilere özel yarışmalar düzenledik ve düzenlemeye devam etmekteyiz. Bu yıl yine 12-16 Nisan arasında etkinliklerimiz olacak fuarda. Küçükbaş hayvan etinin tüketiminin yaygınlaştırılması ile ilgili 2 yıldır çalışma yapıyoruz. Bu 3. yılımız. Bu 2 yıl içerisinde 2015 yılında kurban bayramında hayvan sayımızı özellikle yüzde 25 tüketime yönelik artırdık. 2016 yılında yüzde 40 artırdık. Bu sene de daha fazla artırmak için bakanımız ile birlikte Malatya il protokolü genel başkan yardımcımızın katılımı ile hem küçükbaş hayvan etinin yaygınlaştırılması hem de istişare toplantısı yaptık.
 
Malatya’daki hayvan varlığımız ile ilgili neler söylenebilir, ilimize yapılması istenen Koç İstasyonu ile ilgili neler anlatılabilir, bu istasyonun ile olan katkısı ne olacak?
Nüfus oranının sürekli arttığı, sürekli göç alan bir il olan Malatya’da hayvan varlığımız kesinlikle yeterli değil ve artırmamız gerekiyor. Nasıl ki tüketime yönelik çalışmalar yapıyorsak üretime yönelik de çalışmalar yapıyoruz. Bu yolda bütün kurum ve kuruluşların bizi desteklemesi gerekiyor.  Özellikle Koç İstasyonu ile ilgili yardımlarını esirgemesinler. Devletin verdiği yüzde 50 hibeden 22 ilin faydalandığı hibeden Malatya’nın da yer alması için mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu noktada da gerek Bakanımıza gerek Milletvekillerimize, genel başkan yardımcımıza da ilgilerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Hayvan varlığını gerek büyükbaşta gerekse küçükbaşta tüketime yönelik et fiyatlarının da normal hale dönebilmesi adına ithal etme ile çözemeyiz. Üretmemiz lazım. Verimi yüksek, ikizlik oranı yüksek, et oranı yüksek olan damızlıklarla birleştirilerek melezleme sistemi ile de hayvan varlığımızı artırmamız gerekiyor. Bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Koç istasyonu Malatya’da kurulduğu zaman elimizde verimi düşük olan ikizlik oranı yüzde 20 olan bir sürüde ya da karkas ağırlığı ortalama 50-60 kilo olan bir sürüde melezleme sistemiyle 70-80 kiloya çıkartabiliriz. Karkas ağırlığını yine buna bağlı olarak ikizlik oranını yüzde 20’lerden yüzde 50-60’lara taşıyabiliriz. Koç istasyonlarının bize en önemli getirisi ve faydası en iyi damızlıkları kullanma imkanı sağlayacak olması. Bu istasyonda iyi koçlar kullanıp bunları her yıl melezleme sistemiyle kendi ırkına uygun ama verimi yüksek koçları getirerek üreticilerimizin Ceylan Pınar’da ya da Ulaş’a gidip koç aramalarının önüne geçmiş olacağız. Kendi ilimizde koç istasyonumuzda yetiştiricilerimizin taleplerini karşılayacağız.
 
Yurt dışındaki hayvancılık ile Malatya’daki hayvancılığı kıyasladığınızda hangi noktadayız,  konuyla ilgili neler söylenebilir?
Yurt dışında gidip gezdiğimiz ülkelerde şunu gördük onlar bizden önde. Belli bir STK oturmuş belli bir çalışma ve birliktelik oturmuş. Onların 40 yılda yaptığını biz 5 yıla sığdıramayız. Bizlerin bu konuda  biraz süreye ihtiyacımız var. Bizlerde yeni yeni organize olmaya, birlik, kooperatif olarak yeni yeni kenetlenmeye başladık. Her şeyi devletten beklememek lazım. STK’ların, odaların, birliklerin, derneklerin üzerine önemli görevler düşüyor. Koltuk size şeref vermez sizin koltuğa şeref vermeniz ve çalışmanız gerekiyor. Yetiştiricilerin haklarını, hukuklarını bütün isteklerini belki yerine getiremezsiniz ama en azından mücadele verip birkaç tanesini yerine getirirsiniz. Onlar daha çok makine sistemi ile çalışıyor. Özellikle büyük çiftliklerde, büyük üretim tesislerinde makineler aracılığı ile her işlemi gerçekleştiriyorlar. Bir örnek verecek olursak Belçika’da 2 bin başlık bir keçi çiftliğinde toplamda 5 kişi yani bir aile çalışıyordu.  Bu aile makine ekipmanını iyi kullanarak tüm bunları yaptı. Bu yüzden biraz daha öndeler ve daha profesyoneller. Onların seviyesine gelebilmek için bizlerde yetiştiricilerimizi üretime yönlendirmek adına eğitimler veriyoruz. Makineleri her toplantıda insanlarımıza tanıtıyoruz. Onlardan faydalanmalarını istiyoruz.
 
2016’dan bu yana keçi ve koyunlarda ortaya çıkan hastalıklar ve söz konusu kayıplar hakkında neler denilebilir?
Bilinçli hayvancılık çok önemli biz yıllardır bunun mücadelesini veriyoruz. Hayvanların belirli aşı sistemleri var. Bu aşı sistemlerinin kesinlikle yapılması gerekiyor. Bruselladır, şaptır, çiçektir bu aşıları yapmadığımız zaman bir takım sıkıntılar ortaya çıkıyor. Yavru atmalar oluyor bu sefer bir tane iki tane kuzunun parasıyla yaptırmamız gereken aşı parası, ortaya çıkan bu sıkıntılardan dolayı 100 tane kuzunun parasına denk geliyor. Bu yüzden muhakkak aşılarınızı yaptırın. Çok fazla küçükbaşta kayıp olmamıştır. Zamanında aşını yaptırmadığı için geçen yıl 2016’nın ortalarında bir ilçemizde 3-4 tane sürüde bir sıkıntımız olmuştu. Bu sene yine bir iki tane sürüde sıkıntı çıktı onun dışında büyük bir hayvan telefi söz konusu olmamıştır. Çünkü mümkün mertebe biz bütün ilçelerimizde, mahallelerimizde ne yapılıp ne yapılmaması gerektiğini yetiştiricilerimize anlatıyoruz.
 
Hayvan yetiştiriciliğinde yapılan yanlış uygulamalar ile ilgili neler söylenebilir, damızlık koyun ve keçi  yetiştiriciliğinde nelere dikkat etmek gerekir, devlet destekleri hakkında neler aktarırsınız?
Öncelikli olarak babadan, dededen kalma usullerle yapılan hayvancılıkta geçmişte de gördük şimdi de gördük bazı eksikliklerimizden dolayı, yaptığımız usullerden dolayı hayvanlarımız telef olabiliyor, hasta olabiliyor, zayıflayabiliyor, verimi düşüyor. Yaşanan bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için bugüne uygun hayvancılık yapmak gerekiyor. Kontrollerimizi yapacağız, iç ve dış parazitlerle mücadelede gerek ağız sistemindeki yarı açık, kapalı sistemdeki havalandırmalar kontrol edilmeli. Havalandırmadan dolayı da hayvanlarımız hastalık kapabiliyor. Ve o hayvanlarımız ciğer hastalığından dolayı ve havasız kalmasından dolayı telef olabiliyor.  Bu noktada kesinlikle bilinçli hayvancılık yapılması lazım. Günümüze uygun aşılama sistemi yapılarak hayvancılık yapmamız gerekiyor.  İlimizde tarım ve hayvancılığın sorunları noktasında yaşanan bir takım sorunlar vardır. Sorunlar zaten hiçbir zaman bitmez. Ama biz bu sorunları minimum seviyeye çekebilmek adına çalışmalar yürütmekteyiz. Malatya’da hayvancılık yapan kişilerin devletin verdiği destekten faydalanabilmesi için, bütün projelerden en iyi şekilde faydalanması için mücadele veriyoruz. Yetiştiricilerinde bu noktada üzerine düşenleri yapması lazım. Üretim alanında alan ve destek bazlı desteklerin yine toprağa uygun ekim yapılabilmesi adına analizlerin iyi yapılması gerekli. Bu noktada çıkan analiz sonucuna göre hareket etmek son derece önemli. Bunun haricinde devletin havza bazlı ve alan bazlı desteklere daha fazla destek vermesi lazım. Bugüne kadar verilen desteklerinde birçoğunda bazı prosedürlerin ve bürokrasinin çok fazla olmasından dolayı kırsalda yaşayan yetiştiricilerimiz, üreticilerimiz bu destekleri alamıyorlar bu yüzden söz konusu evrakların biraz daha eksiltilmesi ve kolaylaştırılması gerekli.
 
Üyeliklere katılmanın önemi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Üyeliklerle alakalı herhangi bir sıkıntımız yok. Üyelik hak ve ödevlerini hem birlik hem de üyenin yerine getirmesi gerekiyor. Bir birey olarak her hangi bir yerde hak ve hukuk konusunda müracaat etmek çok farklı olur birlik aracılığıyla hareket etmek çok daha farklı olur.  Birlik sonuçta kafasına göre kurulmuş bir şey değildir.  Birlik direk kanun üzerinde çalışma alanı olan, Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığına bağlı olarak çalışan bir STK’dır.  Kurumlar ve KDV vergisi yoktur çünkü hizmet amacıyla çalışıyor.
 
Son olarak yetiştiricilere neler tavsiye edersiniz neler eklemek istersiniz?
Gıda ve su olmadan hiçbir canlı yaşayamaz eğer güçlü bir ülke olmak istiyorsak kesinlikle ihraç eden ve ithal etmeyen bir ülke olmalıyız.  Kendi ülkemizdeki toprakları en iyi şekilde değerlendirebilmek adına küçükbaş hayvancılığına mera hayvancılığına daha fazla destek sağlamalıyız. Çünkü meralarımız mevcut. Engebeli arazilerde Anadolu topraklarında en iyi şekilde yapılan şey küçükbaş hayvancılıktır. Eğer bu engebeli alanlardan faydalanırsak Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinde 45 santim 1 metreye yakın otlar çürümeden milli ekonomiye katkı sağlayacaktır. Çünkü yem girdi maliyeti en düşük olan hayvancılık türü küçükbaş hayvancılıktır. Bütün kurum ve kuruluşların kesinlikle desteklemesi lazım. Yusuf Aleyhisselâm zamanındaki kıtlığın yaşanmaması adına kesinlikle üretmemiz lazım, damızlık hayvanlarının da kesilmemesi lazım.  Et fiyatları pahalı olunca insanlar damızlık hayvanları kesiyor, süt fiyatları düştüğü zaman damızlık hayvanlar kesiliyor. Bizim dengeyi korumamız lazım. KAYNAK: MALATYASONSÖZ
Benzer Yazılar..
Yorumlar
Yazı hakkında yorum bulunmamaktadır.
Yorum Yaz