• /Content/img/posters/jpg/image_c77aa482-a548-4e54-b074-e758477a4cab.jpg
KÖYDEKİ BABA EVLERİNİN KAPILARI KAPATMAYARAK TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLDULAR
22 Aralık 2017 Cuma \\ ÜMİT ŞAHİNLER \\ Yorum Yok

Bu hafta Müstahsil Markalar programı Karaman ili Ermenek ilçesinden Tarım kardeşlerin hikayesini ekrana taşıdı.

Mehmet ve Mustafa Tarım kardeşler Karaman’ın ilk müstahsil markası. Kardeşlerden Mustafa Tarım “Tarım” adlı işletmenin yatırımcısı, Ankara’da yaşıyor. Mehmet Tarım ise işletmenin başında duruyor ailesi birlikte Ermenek’te eski adıyla köyde yeni adıyla mahallede yaşıyorlar. Bir zamanlar babasının kara keçi yetiştiriciliği yaptığı Ermenek’te bu iki kardeş süt keçisi yetiştiriciliği yapıyor. Sütü 90 kuruşa yanlış duymadınız ürettikleri keçi sütünü 90 kuruşa satmaktansa peynir yaparak değerlendiriyorlar. Ayrıca ciddi bir miktarda tereyağı üretimleri de var. Tereyağını yayık ayrandan sağlıyorlar. Ayrandan ise Anadolu’da keş olarak bilinen yoğurt peyniri yapıyorlar. En iddialı ürünleri ise tulum peynirleri. Tulum peyniri gerçekten tulumlara basılıyor, soğuk hava deposunda 5 ayda olgunlaştırılıyor.

Artık bu ürünleri sadece pazarlarda satmak zorunda değiller. Onlar müstahsil markası. Müstahsil Markalar projesi kapsamında üretim izni aldılar. Bir markaları var. Ürünlerinin bir etiketi ve barkkodu var. 50 km çapında perakende sektöründe de satabilirler. Aslında ürünü değerlendirmek ve satmak konusunda bir sıkıntıları yok. Ancak müstahsil markalar ile markalaşma ve ileride yaşanabilecek bir Pazar sorununa karşı çözüm üretmiş oldular.

Program çekimleri çok keyifliydi. Tarım ailesi ile tanışmak ve Torosların eteğinde Ermenek ilçesinde olmak çok güzeldi. Ama bizi en çok etkileyen Mustafa Tarım ile yapılan röportajdı. Bir ecza deposu firmasında yönetici olarak çalışan Mustafa Tarım köye yatırım yapmasındaki en büyük etkeni baba evinin kapısı kapanmaması şeklinde yorumluyor. Bu söz gerçekten alkışlanmaya değer bir söz. Bir kampanyada slogan bile olabilir.

Kardeşlerden Mehmet Tarım’ın hikayesi ise gerçekten ibretlik. Bir dönem İstanbul’a gidiyor. Orada çalışıyor. Bir miktar para ile çıktığı Ermenek’e kredi borcu ile geri dönüyor. İstanbul’da ne kadar kazanırsa kazansın yetiremiyor. Askerden dönünce de abisinin desteği ile keçi çiftliği kuruyor. Zaten akıl var mantık var bekar yaşadığı halde yetiremediği İstanbul’da evli ve çocuklu nasıl ayakta durabilir ki?

Tam da tavsiye ettiğimiz gibi önce 30 keçi ile başlıyor. 30 hayvan ile yaptıkları deneme başarılı gidiyor 30 hayvandan sürekli damızlık bırakarak sürü yapıyorlar. Evin bahçesinde başladıkları keçiciliğe kiraladıkları komşu arazisinde yaptıkları modern barınaklarda devam ediyorlar.

Şu an 500’e yakın saanen cinsi süt keçileri var.

İşin de püf noktası burada 30 hayvan ile deneme yapıyorlar. Denemeler başarılı geçince damızlık bırakarak sürüyü büyütüyorlar.

Köyde doğup büyümüş, köyde kişilik kazanmış, köydeki üretim ile okumuş, sıkıştığı yerde destek almış herkesin köye karşı bir sorumluluğu yok mu ?

Mustafa Tarım bize farklı bir pencere açıyor, bu sorumluluğu bir adım daha öteye taşıyor: Baba evinin kapısı kapanmasın diyerek. Köyden şehre göçen bu insanların omzuna ekonomik sorumluluğun üstüne bir manevi bir sorumluluk yüklüyorlar. Zaten tarım tek başına ekonomik bir faaliyet değildir, ekonomik boyutunun yanında belki ondan daha güçlü olan sosyal, kültürel, sanatsal bir boyutu da var. Tarımsal üretim azaldığı zaman sadece ekonomik gelir kaybı yaşayıp yurtdışına bağımlılığımız artmıyor daha kötüsü kültürel ve sosyal olarak erozyona uğruyoruz.

Şimdi köyden kente göç eden kariyer sahibi insanlara sormak lazım. Baba evlerinin kapıları kapandı hatta yıkılıp gittiler. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor, nereden geldiğinizi ne çabuk unuttunuz.

ÜMİT ŞAHİNLER

Koyun Keçi Dünyası Genel Yayın Yönetmeni

Benzer Yazılar..
Yorumlar
Yazı hakkında yorum bulunmamaktadır.
Yorum Yaz