• /Content/img/posters/jpg/image_457bed25-c0c1-4c0a-b360-c978787f37dd.jpg
Küçükbaş hayvancılık pazar bazlı üretim modeli
1 Nisan 2017 Cumartesi \\ Aktuel \\ Yorum Yok
KOYUN&KEÇİ DÜNYASI / Küçükbaş hayvancılık işletmelerinin refahı üzerine yüzlerce akademik çalışmaya, bakanlığın ilgili daireleri tarafından hazırlanan raporlara ulaşmak çok basittir. Ayrıca hepsinin birbirinden kıymetli olduğunu da paylaşmak gerek ama şahsım adına meseleye farklı bir pencereden yaklaşmak istiyorum. Tabi bu yaklaşım daha önce yapılan çalışmaların bilimsel temelinde olmak kaydıyla sadece uygulama alanlarından gözlemlerle şekillenecek.
 
Yakın zamanda tarım haberlerinde ciddi yer tutan acı bir başlık vardı; "Hayvancılık işletmesi kuran tekstilci, doktor, avukat battı." 
Neyse ki son zamanlarda pek duymuyoruz. Bunun nedenlerine girmek konumuz değil ama “Uzaktan davulun sesi hoş gelir” misali canlı bakımına dair bilgi yetersizliği, girdi maliyetlerinin yönetilememesi, pazar sorunu... Kısacası doğru iş planı yapılamamasıdır. 
 
Ayrıca not düşeyim; bu sektör çok kazançlı olsaydı yıllardır Anadolu’da 5 ineğine, 20 keçisine, 50 koyununa bakan yurttaşımız arazisini satıp şehirlere göç etmezlerdi… Bu durumdan yola çıkarak, batan, can çekişen, ayakta durmaya çalışan örneklerin tek bir ortak özelliği var; kurulan işletmelerin muazzam olması. Latife yapmıyorum bu ülkede yüz tane düve için öyle işletmeler kuruldu ki evi ocağı bırakıp oralara taşınmak istersiniz…  
 
Milyon liralar %75’e varan desteklerle hibe edildi. Villa konforunda yapılar, Avrupa yapımı süt sağım sistemleri, yataklar, gübre seperatörleri, gıcır gıcır yem karma makineleri, ithal bir traktör. Dahası çok her şey var yani… Sonrasında akıllarda tek soru “ee şimdi ne yapacağız?” geçmiş olsun. Bu acı hikayeyi paylaşmamın nedeni bir hayvancılık işletmesini pazar yönlendirir, teknoloji değil akıl yönetir. Pazarın arzu ettiği nitelikteki ürünleri üretmeyen işletmeler sürdürülebilir işletmeler değillerdir.    
Küçükbaş hayvan işletmelerimizde ise, refah konusunda bütüncül bir yönetimi daha doğru buluyorum. Para=refah. Aile refahı, işletme refahı. Peki yetiştiricimiz nasıl para kazanır? Keçisini güden çoban ile şehirlinin standardı nasıl bir olur. Rokfor peyniri üreten Fransız’dan, Divle Obruk Peyniri üreten Karaman’ın Üçharman köylüsünün bir eksiği mi var? Hayır. Yaşadığımız Anadolu coğrafyasında üretilen, kendine has 100’ü aşkın peynir bulunmaktadır. Bunların pazar payını arttırmak bölgesel bazda üretimi desteklemekten geçmektedir.  
 
İşletmeler pazarın beklentisine göre düzenlemelidir. Tarımda yapıldığı gibi hayvancılıkta da havza bazlı, daha doğrusu pazar bazlı desteklemeleri öneriyorum. Pazar bazlı üretim yapabilirsek makine ekipman giderlerimizde üretici bazında azalacaktır. Üretici yoğunluğunu pazar talebine göre gerçekleştirirsek tarımsal endüstriyi de bölgeye toplamış oluruz. Dolayısıyla nakliye, aracı gibi tarımda arada gözükmeyen hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkileyen faktörleri azaltmış oluruz. Keçi peyniriyle ağırlıklı geçim sağlayan bölge için mobil süt sağım makinesi, günlük kapasiteye göre süt soğutma tankı. Süt alınımı yapabilecek birlikler için dondurma tesisi desteği. Koyun yetiştiricilerinin tamamı için olmazsa olmaz kırkım makinesi. Yine tüm küçükbaş işletmeleri için buna geziciler dahil portatif branda yapılar. Yörük çadırları hem uğraş gerektiriyor, hem yağmura karşı yetersiz hem de taşıması çok zahmetlidir. Portatif branda yapılarının aynı zamanda avantajları başlangıç kurulum maliyetinin düşük olması, sürü büyüklüğünün artmasıyla birlikte ekonomik olarak yeni yapıların kolay kurulması sağlanmasıdır. 
 
Ülkemizdeki parçalı arazi yapısı entansif tarıma engel olsa da bunu bir fırsata çevirebiliriz. 21. yy'da insanlığın en büyük hassasiyetlerinden biri gıda güvenliği ve doğallıktır. Küçük aile işletmeciliği yapan çiftlikleri bölgesel bazda sayılarını artırarak; belgeli, yüksek miktarlı üretim yapmasını sağlayabiliriz. 
 
Sonuç olarak pazar bazlı üretim modeli ile çiftçi refahının artmasının yanında uzun vadede bir olasılık dünyanın gelişmiş ülkelerinin vatandaşları Fransız Rokfor Peyniri yerine Konya Küflü Tulum Peyniri'ni tüketecektir.  
Benzer Yazılar..
Yorumlar
Yazı hakkında yorum bulunmamaktadır.
Yorum Yaz