• /Content/img/posters/jpg/image_f211edee-79a5-49a6-88c8-2847938f1481.jpg
Toprağa varmak için ölümü beklemeyelim
19 Ocak 2018 Cuma \\ BEYZA AKTAŞ \\ Yorum Yok

 

Veterinerlik mesleğini icra eden bir insan düşünün. Bu kişi annesini, babasını ve üç yakınını kanserden kaybetmiş. Şimdi kanser hastalığını düşünün. En büyük nedeni doğal yaşamı terkedişimiz. Kimyasallarla dolu bir yaşam, doğallıktan uzak paketli gıdalar, kozmetikler… Bu liste uzayıp gidiyor. Tüm bunlar veteriner Öztürk Sarıca’yı hayatına bambaşka bir yol çizmeye yönlendiren nedenler.

Öztürk Sarıca doğal hayatı korumak ve kanser konusunda insanları bilinçlendirmek için 2008 yılında gerekli izinleri alarak Lisinia Doğa Projesi’ni hayata geçirmiş. Bu projeyi Burdur Gölü’nün kıyısındaki Karakent köyünden 300 dönümlük arazi satın alarak gerçekleştirmiş. Buraya doğal bir köy kurmuş. Ayrıca projesiyle Expo 2016’da ‘En iyi il bahçesi’ ödülünü almış ve Tayvan’daki Expo 2018’de de ülkemizi temsil edecek. Ayrıca Burdur Gölü’nü korumak gibi amaçları olan Sarıca, köye gelen ziyaretçilere kanser hakkında eğitimler vermekte. Bu eğitimlerde Dünya Sağlık Örgütü’nin kanserojen listesindeki maddeleri anlatmanın yanı sıra kanserle mücadele için köyde ‘ekolojik üretim/ doğa dostu tarım uygulamalarını’ hayata geçirdiklerini, sarı karpuz ve pembe domates gibi ürünlerin tohumlarını çoğaltarak çiftçilere dağıttıklarını belirtmektedir.

Bu doğal köy projesine Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın verdiği hibeler yardımıyla  ‘Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi de eklenmiş. Türkiye’nin her yerinden gelen yaban hayvanlarının rehabilite edilerek doğaya salındığı bu merkeze bugüne kadar binden fazla hayvan geldiği belirtiliyor.

Proje’nin en renkli kısımlarından birisi de gölün çevresinde yetiştirilen gül, melisa, lavanta, adaçayı gibi hoş kokulu bitkiler.

Lisinia Doğa Projesiyle Sarıca; sadece kendi için değil, insanlık için bir değişim arzulamış. Herkese örnek teşkil edecek bir proje hayal etmiş ve bu projeyi gerçekleştirmiş. Kendine, yakınlarına ve tüm insanlığa doğal bir yaşam sunabilmek için ve insanları bilgilendirebilmek için.  İşte etkileyici olan da bu. Olması gerekeni sadece kendisi için yaşayan biri değil de, örnek teşkil edebilecek potansiyelde bir olması gerekeni oluşturması. En büyük destekçisi de her zamanki gibi DOĞA. Gerçekten bir ana gibi, her daim bizleri kabul eden ve bizler için her imkanı sunan tabiat anamız.

Doğa, Sarıca’nın köyünü benimsemiş ve ona diyor ki ‘İşte buradayım. Senden vazgeçmedim.’ Ya biz? Aslında vazgeçtiğimiz ne? Ya da kim? Doğa mı? Yoksa kendimiz mi? İşte bunu anlamanın zamanı geldi ve geçiyor. Doğa ve insanlık… Biz biriz. Eğer doğadan vazgeçersek kendimizden de vazgeçiyoruz.

 Tıp gelişti, imkanlar fazlalaştı ama biz her zamankinden daha muhtacız sağlık sektörüne. Çünkü doğallığımızı bozduk, doğayı inkar ettik. Sonucunda da sağlık sorunlarıyla boğuşur hale geldik. Her gün hastayız, herkes hasta, gencecik yaşta kalp krizinden ölen çocuklar, her yerde kanser, her yerde obezite ve bir sürü grip ve virüs çeşitleri kol geziyor. Çünkü doğal yaşamıyor ve doğal beslenmiyoruz. Vitaminsizlik ve kansızlık ise bu beslenme koşullarında pek çok kişide normal hale gelmiş bulunmakta. Radyasyondan bahsetmiyorum bile. Teknoloji bağımlıları olup çıktık. Bir noktaya kadar ihtiyaç duyulan ama ihtiyaç dışı kullanılan bir teknoloji kirliliğiyle kaplanmış bulunmaktayız. Hele ki bu kaplanma durumu sırf başkalarının hayatlarını merak edip onları izlerken maruz kaldığımız radyasyonla katlanarak artmakta.

Sarıca bu gidişata bir dur demek istemiş. Artık kaybetmek istemiyorum diyerek doğaya dönmüş. Sağlığın kollarına… Umarım bu herkes için ilham olur. Çünkü doğa bizi kabul etmek için hep hazır. Ya biz? Doğaya dönmek için hazır mıyız?

Not: Köyle ilgili ayrıntılı görsel için https://www.instagram.com/lisiniaozturk/ Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.

Beyza AKTAŞ

 

 

 

BEYZA AKTAŞ

Koyun Keçi Dünyası Editörü

Yorumlar
Yazı hakkında yorum bulunmamaktadır.
Yorum Yaz