• /Content/img/posters/jpg/image_2da3f7a3-031e-4d84-87ae-aedbd717d21d.jpg
Ucuz etin çözümü "GENÇLERDE"
22 Aralık 2017 Cuma \\ BEYZA AKTAŞ \\ Yorum Yok

Ucuz etin çözümü gençlerde

Son zamanlarda herkesin konuştuğu, hakkında sayısız haber yapılan konu ‘Ucuz Et’. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından vatandaşın ucuz ete erişimini sağlamak için gerçekleştirilen et ithalatı çözüm mü? Yoksa çözüm görünen bir sorun mu? An itibariyle durum ne? Gelecekte bizi bekleyen sorunlar neler? Tüm bu sorulara aşağıda olduğu gibi farklı pencereden bakalım mı hep birlikte.

Bir süredir ‘Ucuz Et’ konusu konuşulmakta. Her gün yeni gelişmeler olmakta. Ucuz et dediğimiz Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından Amerika, Latin Amerika ve Avrupa’dan ithal edilen karkas etlerin, özel bir işletmede MAP yöntemiyle paketlenerek, Türkiye’nin 81 ilinde toplamda 12.500’den fazla şubesi olan 2 farklı market zincirinin reyonlarında halka arz edilmesi. Bu bahsi geçen iki marketin tercih edilme nedeni ise 81 ilde şubelerinin bulunması ve şube sayılarının fazla olması nedeniyle herkesin ulaşabileceği noktalarda yer alması.

Reyonlardaki kıymanın kilogram fiyatı 29 liradan, kuşbaşı etin kilogram fiyatı ise 31 liradan satılmakta.

Bakanlığın “Ucuz et” projesinin temel birkaç amacı bulunuyor. Birincisi; hızla artan et fiyatlarını düşürmek, ikincisi; maddi durumu nedeniyle yeterli düzeyde et tüketemeyen tüketiciye uygun fiyatlı et sunabilmek. Mevcut üretim ve tüketim miktarlarımız gösteriyor ki yukarıda bahsi geçen amaçları yerine getirebilmek için ithalat bir çözüm olarak görüldü. İthalatın bıçak sırtı bir konu olduğu çok aşikar ve hepimizin malumu. Kamuoyu, sektör temsilcileri ve uzmanlar bu yüksek montanlı ithalat kararı ve uygulamasından sonra konu üzerine çokça konuşur ve yazar oldu, haliyle. Gündemde, hayvancılık politikalarının yetersizliği, hedeften uzaklaşıldığı, ithalatın çözüm değil sonun başlangıcı olduğu ile kaynarken bakanlıktan çeşitli hamleler gelmeye, sistem hataları telafi edilmeye ve sistem; yan proje ve adımlarla desteklenmeye başlandı. Bu arada başka bir soru daha gündeme geldi. İthal "ucuz et" kasap ve marketlerde et fiyatlarının düşmesini sağladı mı? Sağlamadı diyen sektör temsilcileri çoğunlukta olsa da nispeten sağladı diyen de yok, değil. Böyle bir fiyat düşüşü gerçekleşmiş olabilir ama ithalat ile sağlanan fiyat düşünün geçici ve akut bir çözüm olduğu tüm çevreler tarafından kabul ediliyor. Kalıcı çözüm için ise bütüncül bir yol haritası, strateji ve devlet politikasına ihtiyacımız var.

İstatistikler gösteriyor ki; ülkemizde 1950-1960’lı yıllara kadar et üretimi sıkıntısı yaşanmamaktaydı. Hatta Orta Doğu'nun et ihtiyacını karşılamak için et ihraç edilmekteydi. Sonrasında atılan yanlış adımlar, devletin elini bu sektörden çekmek istemesi, özelleştirmelerin art arda gelmesi, özel sektör koşullarının sertliği, şehirleşme, kırdan kente göç gibi durumlar hayvancılığın azalmasına neden oldu. Mazot fiyatları, yem fiyatları derken de git gide azalan bir seyir izledi tabii ki. Genç neslin, hayvancılık ve tarım faaliyetlerine ön yargıyla bakıp köyde hayvancılık yapmamak için şehirde herhangi yorucu bir işi tercih etmesi de sorunları derinleştirdi. Köylü milletin efendisi değildi artık. Çiftçiyi ve yetiştiriciyi itibarsızlaştıran "şehirli" jargonu özellikle gençlerin kırdan kopmasını hızlandırdı. Son kertede, bugün ithal etlerden medet umar hale geldik. Fakat ithalat kesin bir çözüm sağlamıyor. Hiçbir zaman sağlamadı. Uzun soluklu ithalat hamlesinden yerli üretimi çıkmaza sokmak, üreticiyi küstürmek dışında bir sonuç beklenemez.

Son yıllarda devlet istatistikleri gösteriyor ki yıllık 100 ila 200 bin ton arasında kırmızı et açığımız var. Ayrıca belirtmeliyiz ki kaynaklar ve istatistikler kırmızı et açığı dese de aslında bu açık büyükbaş eti açığıdır. Mantık basit; açık varsa kapatılması lazım.  Kısa ve uzun vadeli hamleler stratejik olarak atılmalı. Kısa vadede ithalat yapalım. Vatandaşa ucuz eti yedirelim. Belli ki ihtiyaç var, tüm nüfusu doyuracak et ve canlı hayvan materyalimiz yok. Orta ve uzun vade de ise değerli protein kaynağının yerli üretimle karşılanmasını sağlamak. Destekle, hibeyle, teşvikle.. Ama ne olursa olsun devlet politikası oluşturarak yapılmalı. Hayvancılık faaliyetlerinin, üreticinin ve üretimin teşvik edilmesi ithalata bağımlılığı giderek azaltacak ve hatta kendi tüketimimiz dışında ihracata da imkân sağlayacaktır. Çünkü; Türkiye tarım ve hayvancılık ülkesi. İklim, bitki örtüsü, hayvan çeşitliliği çok fazla. Dinamik nüfus yapısı, gelişen teknolojiler ve modern tesisler doğru hayvancılık politikaları ve destekleriyle önlenemez bir yükselişe geçecektir.

Ama anahtar kelime "Gençler". Üreten gençliğe ihtiyacımız var.

Ülkemizde tarım ve hayvancılık hakkındaki sorunları düzeltmeye akıllardaki yanlış algıyı kırarak başlamalıyız. Yeni nesil, tarım ve hayvancılığa karşı önyargılı. Küçümseyen bir bakış açıları var. Ortada küçümsenecek bir durumun olmadığı, tam tersi gelecek için tarım ve hayvancılığın ne kadar önemli olduğunun anlatılması gerekiyor. Anlatmadan önce de sormak gerekiyor gençlere yani bizlere "Neden toprağına, baba, dede ocağına dönmüyorsun" diye. Bu sorunun cevabı bizi gerçek çözüme götürecek. Eğer bugün bilinçli, duyarlı ve aklı hür genç nüfusumuzun yüzde 5'i bile kırsala geri dönse tarımsal verimliliğimiz çok hızlı artacak. Çünkü gençler dünyayı takip ediyor, teknolojiye güveniyor. Modern uygulamalara inanıyor. Bununla birlikte geleneksel değerlerinden de tamamen kopmuş değiller. İster İstanbul Bağdat caddesinde olsun ister New York sokaklarında; ekşi mayalı ekmek kokusunu alır almaz bu aşina kokuya özlemle yaklaşabiliyor. Bakanlığımızdan beklentimiz; öncelikle hala bir şekilde köyde kapısı olan gençler başta olmak üzere Türk gençliğine bu alanda sürdürülebilir ve izlenebilir destekler sağlaması.

Biz bu ülkeyi besleyecek enerjiye sahibiz. Biz Türk gençliği olarak çalışkanız. Yorulmayız. Kolay pes etmeyiz. Tuttuğumuzu koparırız.

Ama önümüzü açın. Doğru politikalar ile bizi yüreklendirin.

Bizi köyümüzle yeniden barıştırın. Üretmenin ne kadar onurlu ve kutsal bir iş olduğunu anlatın bize. Hala milletin efendisi olduğumuzu hissettirin.

Ve bizi dünya ile rekabet edilemez maliyetler ile baş başa bırakmayın.

İşte o zaman bu ülkenin güzel insanları için, kendimiz, ailemiz, sevdiklerimiz için canımızı dişimize takıp Türk hayvancılığının güzel günler görmesi için her şeyi yapabiliriz.

Son olarak şunu da belirtmeden geçmemeliyim; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, açığı gördü ve çeşitli destekleme mekanizmaları ile yerli üretimin artması için önlemler almaya başladı. Aile işletmelerinin desteklenme kararı şahsım adına en önemli adım. Biliyoruz ki; tarım ve hayvancılığı istikrarlı şekilde ayakta tutacak model "Aile İşletmeciliği. Birleşmiş Milletler 2014 yılını " Aile İşletmeciliği Yılı" ilan etmişti. Bu gönül alma, güzellik yapma kaygısıyla değil özellikle Avrupa'da sayısı oldukça azalan aile işletmelerinin yeniden sisteme dahil edilmelerini amaçlıyordu. Bu nedenle Bakanlığın çözüm hamlelerine aile işletmelerinden başlaması önemli. Ahır ve canlı hayvan desteği, veteriner hekimlik hizmeti desteği, et desteği gibi birçok konuda destek geliyor.

Beyza AKTAŞ

 

BEYZA AKTAŞ

Köşe Yazarı

Yorumlar
  • ahmet mizrak

    Beyza hanım Okulların Tatil Oldu gün Komşum elektrik tamircisi Hocam Şöle bilgisayara böyükçe ELEMAN ALINACAKTUR DİYE YAZI YAZ DEDİM 4 TANE ÇIKAR DEDİ TAMAM DEDİM AMAN sabah dükanını önü ana baba günü sanki karne bekleyen öğrenciler gibi kedilerini işe alacak mustfa ustayı bekliyorlardı Derken Mustafa Usta Motor sikletiyle geldi eski çırağı ayağı kalkarak motor sikoleti park etti. Musta usta göz uçuyla esnaf göonşular selamladı yemen eski çırağı çayını getirdi işe girecek gençler kimin geldi umurunda bile değildi . Musta usta hoş geldiniz gençler dedi 1- kaçı başı ile hoş bulduk anlamında işaret verdi Musta usta daha gür bi sesle Burada CEP telfonu olmayan aday lar kalsın dedi vala o kadar gençten bi kişi bile kalmadı. Ne öle yaptın musta ustam dedim ya gomşum alıyon çıraktan bi şey istiyon seni değil sanki cep telf gelen mesajı dinliyor abi bu cep telf çılgınılığını kaldırmadıkça gençlerin işi zor tek nolojiye evet ama nereye kadar
Yorum Yaz