• /Content/img/posters/jpg/image_7580df51-e31b-49db-bd46-92fdec55ea98.jpg
UZUN YAŞAMIN SIRRI "SIR" DEĞİL!
6 Şubat 2018 Salı \\ BEYZA AKTAŞ \\ Yorum Yok

Uzun yaşamanın sırrı tüm zamanlar ve toplumlar tarafından merak edilmiş ve sürekli bu soruya cevap aranmıştır. Fakat bu sırrı çoktan  keşfetmiş insanlar mevcut. Onlar kim mi? Tabii ki kırsalda yaşayan insanlar. Yani aslında bu bir sır değil. Geçmişten günümüze gelen ama son yüzyılda göz ardı edilen yaşam stilinden bahsediyorum.

Neden kırsalda uzun yaşıyoruz orusunun cevaplarını tek tek incelemekte fayda var.

Kırsalda yaşayan insanlar daha hareketli bir yaşam sürüyorlar. Böylece kemiklerinde erken yaşlarda başlayan kireçlenmeler, menüsküs, boyun fıtığı vb. daha az rastlanıyor.

Sağlıklı beslenme konusu ise herkesin bildiği bir konu aslında. Paketlenmiş gıdalar yerine kendi bahçelerinden, kendi yetiştirdikleri ürünleri yiyerek ve daha iyi beslenerek uzun yaşamın anahtarını ellerinde tutuyorlar. Böylece her yaşın kâbusu olmaya başlayan obezite probleminden de uzaktalar.

Kozmetik dünyasından uzak olan yaşamları doğal çözüm odaklı sürüyor. Temizliklerinde en önemli unsur sirke. Antibiyotik olarak sarımsak, cilde salatalıkla bakım yapılması, zeytinyağıyla el ve saç bakımı… Uzayıp giden bu doğal çözümler listesi de uzun yaşam için pek çok sırrı içinde barındırıyor.

Hava, su gibi yaşam kaynaklarının temiz olması ise sağlıklı yaşam için büyük önem arz ediyor. Hava kirliliğinden uzak kalan cilt daha sağlıklı oluyor ve daha geç yaşlanıyor. Ciğerlerimize çektiğimiz hava ve içtiğimiz suyun temiz olması gibi faktörler de hastalıklara karşı bizleri koruyor.

Stres ise farklı bir boyutta. Stressiz yaşam mümkün değil. Fakat stresle başa çıkmak ve stresi en aza indirmek yapabileceğimizin en iyisi aslında. Kırsal yaşam gerek şehir yaşamının karmaşasından uzak olması, gerek paketli gıdalara olan bağımlılıklara daha az rastlanması nedeniyle stresin daha az olduğu bir ütopya sunmaktadır. Şimdi stres ve paketli gıdalar arasında nasıl bir ilişki var dediğini duyar gibiyim. Cevap ise oldukça basit. Paketli gıdaların içerisinde kimyasal lezzet verici maddeler bulunmakta ve bazılarının da bağımlılık yaptığı dilden dile dolaşmakta. Örneğin bir paketli gıdayı bir süre boyunca yemiyorsunuz ve açıkçası lezzetini de aramıyorsunuz. Fakat denk gelip de aldığınız ve tükettiğiniz bu gıdayı ertesi gün tekrar tüketmek istiyorsunuz. Hatta tekrar gidip alıyorsunuz. Gözünüz marketteki o reyona kayıyor sürekli. Bir süre tekrar yemediniz ve işte yine yemek istemiyorsunuz. Eminim bu durumu pek çok hazır gıda tüketicisi yaşıyordur. Peki tüm bu tüketim ve bağımlılıklar bize neler yapıyor? Vücudumuz depresyona, sinire ve strese daya yatkın hale geliyor. Panik ataklar daha sık görülüyor. Çünkü vücudumuza doğal olmayan maddeler giriş yapıyor.

Başka bir konu da radyasyon konusu. Radyasyonun insan yaşamına zararı ise herkesin bildiği bir konu. Evet teknoloji günümüzün vazgeçilmezi fakat gerekenden fazla olan kullanımlar zararı katlıyor. Şehir hayatında teknoloji bağımlılığı ise çok daha fazla. Gerek iş konuları gerek sosyal konular teknolojiyi kullanmaktan öte, teknolojiyle uyumaya zorluyor. Başucumuzda telefonlarla, tablet ve bilgisayarlarla uyuyup uyanıyoruz ve bu da uyku kalitemizi negatif etkiliyor. İyi bir uykudan mahrum kalan bedenin ise bağışıklık sistemi çökerek hastalıklara karşı savunmasız hale geliyor.

Anlaşılacağı üzere uzun yaşamın sırrı diye bir şey yok. Formül geçmişten günümüze hep aynı. Fakat günümüz farklı. Yaşamın farklılaşması, insanları doğruyu görmekten men ediyor. Onları doğru nedir diye sorgularken onları kandırmayı başarıyor. Vakit nakittir ve ben sana vakit kazandırıyorum diyor. 

Koşturmacanın yaşandığı, stres faktörlerinin en yoğun olduğu, düzensiz ve besin değeri olmayan yiyeceklerin tüketildiği, kimyasalın çözüm olarak görüldüğü metropol hayatlar ise zararları biliyor fakat uzun yaşamak için yine yanlış yoldan gidiyor. İşte bu bir kısır döngü. Çözüm ise doğa detoksu* değil, bir detoks döneminden daha fazlası. Çözüm doğanın ta kendisi.

 

*Detoks: Vücudumuza çeşitli yollarla giren ve atık madde olarak dışarı atılmayı bekleyen zararlı toksinlerden kurtulmaktır.

 

Beyza AKTAŞ

 

BEYZA AKTAŞ

Koyun Keçi Dünyası Editörü

Yorumlar
Yazı hakkında yorum bulunmamaktadır.
Yorum Yaz