“Çobanlara kurban olurum”

“Seni doğurana kurban olurum “
“Seni yaradana kurban olurum”
“Kurban olsun sana anan”
“Kurban olduğum Allah’ım”
“Vatanıma kurban olayım”
“Sana kurban olsun canım”

Bu deyişleri daha da çoğaltabiliriz .
Hepsinin ortak noktası “kurban” olmak.
Kurban, “yaklaşmak,yakınlaşmak ,yaklaştırmak…” anlamına geldiği gibi “ feda etmek,uğrunda ölmek” manasına da gelir.
Neyi seviyorsanız ona “kurban olur” veya sevdiğinize “kurban “ gönderirsiniz.
Hem de “en iyisi”nden, “en çok sevdiğiniz”den.
31 temmuz 2020’de karşılayacağımız Kurban Bayramı da “kurban” olmanın yaşanacağı zamanlardan biri.

Milyonlarca hayvan kurban edilecek.
Milyonlarca insan et yiyecek…
Milyonlarca insan seyahat edecek…
Milyonlarca insan para kazanacak…
Milyonlarca insan kan akıtarak içindeki gazap,kin,nefret … duygularını dışarı atacak.

Kurbanla ilgili bir çok açıdan uzun yorumlar yapılabilir. Yapılmıştır da.
Ama ben “kurbanlıklara” ömrünü kurban etmiş “çobanlara“ kurban olmak istiyorum .
Dünyadaki bütün kurbanlıkların bir “çobanı“ bulunuyor.
Bütün çobanlar yıl 12 ay gün 24 saat kurbanlıkların başında bekliyor.
Neredeyse bütün çobanlar bizim kurbanlıklarımıza “kurban“ oluyor, kendini onlara feda ediyor.
Kurban olacakları özenle seçiyor, yakın ilgi gösteriyor, besliyor, nazik davranıyor ve uğurluyor.
Yağmur,güneş,kar-soğuk,yaz kış demiyor ve bütün zamanını onunla geçiriyor.
Adeta onunla nefes alıyor.
Normalde insanların hayatlarında hiç uğramayacağı yerlerde hayvanlarını otlatıyor.
Dağlarda, ormanlarda, merada… Bulunan şifaları insanlarla buluşturuyor.
Taşı sıkıp insanlara hem para hem sağlık kazandırıyor.
Haziran 2020’de Çanakkale Gökçeada’da iki kez “Madra”ya katıldım.
Madra, koyun keçilerin toplanması anlamında .
Ama bu hayvanlar yıl 12 ay dağdalar. Hiç eve gelmiyorlar. Orda doğup, doğurup, otlayıp yaşıyorlar. Yatakları kayalıklar.
Yılda bir kez Madra yöntemiyle ve oldukça zor bir işlemle bu artık “yabanileşmiş” hayvanları bir ağıla topluyorlar.
İlaçlanıyor,işaretleniyor,kırkım yapılıyor, kesime gidecekler seçiliyor.
Gerçek bir dağ hayvanı olan koyun ve keçilerin eti ise tek kelimeyle “muhteşem”.
Ülkemizin diğer bölgeleri fiziki olarak Gökçeada kadar şanslı değil.
Ama Türkiye koyun-keçiciliği aşağı yukarı Gökçeada’ya benziyor. Belki tek farkı “çoban”.
Evet Gökçeada’da çoban yok, diğer bölgelerde ise çoban olmak zorunda.
Otlatma bakımından hemen hemen aynı.
Ülkedeki küçükbaşın %99’u merada,ormanda doğal otluyor .
Eti de sütü de “harika” yani.
Hiç koyun keçi eti yemeyenlerin bir kereliğine en azından kurbanda onların etlerini denemelerini öneriyorum.
Özellikle de yağlı yemelerini…
Pandemiyle birlikte yepyeni, çok farklı bir dünya kuruluyor.
Dağların, köylerin, izole bölgelerin öne çıktığı, doğal ürünlerin revaçta olduğu bir dünya.
Tam da bize göre…
Ülkemizin coğrafyasına,kültürüne göre.
Pandemiden bizi belki de çobanlar kurtaracak.
Hadi çobanlara biraz daha yakından bakalım, onlara biraz daha yaklaşalım, “onlara kurban olalım”.
Kurbanlıklarımızı imkan dahilinde çobanlardan alalım, 50 TL fazla verelim.
Midelerimizi koyun keçi etiyle tanıştıralım.
Unutmayalım peygamberlerimiz,padişahlarımız, cumhurbaşkanlarımızın ilk mesleği ve gelir kapısı çobanlıktı.
Tabii ki ben de sizin kurban olduklarınıza “kurban” olurum .
Ama ben “çobanlara da kurban olurum “
Bütün İslam aleminin kurban bayramını tebrik ediyorum.
Çobanlarınkini de…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir