Çobanları dolandırmak bu kadar kolay mı?

Televizyonların gündüz kuşağı adeta polisiye dizisine dönmüş…
Gün içerisinde hangi kanalı açsanız ya bir cinayeti çözmeye ya bir dolandırıcılık olayını ortaya çıkarmaya ya da bir kayıp genç kızı bulmaya çalışıyor televizyoncular. Yanlarında bir avukat, bir psikolog ve bir emekli emniyet mensubuyla birlikte…
Bu yayıncılığı eleştirmek bizim işimiz değil, iyi bir şey mi kötü bir şey mi o kararı sizlere bırakıyorum ama benim aklıma şu soruları getiriyor:
“Bu hikayeler gerçek mi, yoksa bir kısmı reyting uğruna kurmaca mı?”
“Bu hikayeler gerçek ise biz ne zaman böyle acımasız insanlar olduk?”
“Bu görevler televizyoncuların görevi mi? Değil ise neden yapıyorlar?”

Gelelim asıl meseleye: Sahte gelin skandalı!
Özel bir televizyon kanalında 1 aya yakındır takip ettiğim bir “sahte gelin” hikayesi var.
Çok basit ve üzerinde çok çalışılmamış basit bir çete, çeteye üye genç kadınlar ve evlilik vaadiyle çoğunlukla köylerde dolandırılan vatandaşlar…
Olaylar şöyle kurgulanıyor:
Çetenin erkek üyeleri önce sağda solda tanıştıkları insanlara evlilik çağında tanıdıkları kızlar olduğunu söylüyor. Ardından bunu duyan, hayırlı bir iş yapmak isteyen vatandaş çevresinde evlenmek isteyen eşi dostu varsa ona söylüyor ve oyun başlıyor. Kız bir akrabasıyla(kuzeni ya da kardeşi rolünde) birlikte evlenmek isteyen erkek tarafının evine gidiyor, ondan başlık parası ve altınlar isteniyor, sonra “yeni gelinim ben, çorba yapayım size” diyip çorbanın içine uyku ilacı katarak evdeki herkesi uyutup altınlar ve parayla kaçıyor. Ya da alışveriş, gezme sırasında bir şekilde izini kaybettiriyor.
Programda verilen bilgilere göre; Ağrı Doğubayazıt merkezli bu organize suç örgütü, bugüne kadar Türkiye’nin 34 ilinde insan dolandırmış ve toplanan para da dudak uçuklatır cinsten…

Peki dolandırılan bu insanların çoğu hangi meslekten dersiniz? HAYVANCILIK!
Evet, maalesef…
Evlilik vaadiyle dolandırılan erkeklerin çoğu üretici ve yetiştirici…
“Çobana kız vermezler, kızlar köye gelmek istemiyor, kızlar hayvancılığı beğenmiyor” bunları senelerdir dinliyoruz, evet bu da çözmemiz gereken bir sorun ancak soruyorum sizlere:
“Çobanları dolandırmak bu kadar kolay mı?”
Buyurun bir “sahte gelin kurbanı” haberine…
Artvinli Ercan, ekmeğini taştan çıkaran aslan gibi bir genç…

40 BİN TL DOLANDIRILDIArtvin’in Ardanuç ilçesinde evlenmek isteyen çoban Ercan Akbulut, tanıdığı bazı inşaat ustaları aracılığı ile Van nüfusuna kayıtlı Hülya Soyler ile tanıştırıldı.

Aracılara 31 bin lira başlık parası veren çoban Akbulut, Van’dan aldığı kadınla Ardanuç’a geldi. Akbulut ve Soyler ile akrabaları yolculukları sırasında sosyal medyadan canlı yayın yaparak o anları da paylaştı. Canlı yayın sırasında gelin ve damat adaylarına yorum yazanlar mutluluklar diledi. Yolda bir restoranda yemek molası veren gelin ve damat adaylarının akrabaları, çekilen fotoğraf karesini de ‘Gelinimizi aldık, geliyoruz’ diye paylaştı.

Ardanuç’ta 3 gün kalan Hülya Soyler, Ercan Akbulut ile alyans almak için kuyumcuya gitti. Burada pahalı bir alyans satın aldıran Hülya Soyler, kuyumcu çıkışı bir mağazaya girdi. Bu sırada Soyler, aniden ortadan kayboldu. Gelin adayına ulaşamayan ve dolandırıldığını anlayan çoban, jandarmaya başvurdu. Soyler’in bir taksiye binerek önce otobüs terminaline, ardından İstanbul’a gittiği belirlendi. Ercan Akbulut’un kadına başlık parası ile birlikte yaklaşık 40 bin lira harcadığı öğrenildi.

‘BİR ANDA KAYBOLDU’
Yaşadığı olayı anlatan Ercan Akbulut, şunları söyledi:
“Amcamın evini yapan bir usta vardı, amcam ustaya, ‘Benim bir yeğenim var, bunu baş göz edelim’ demiş. O da, ‘Ben bulurum ama 40-50 bin lira başlık parası var’ demiş. Amcam da babama danıştı. Babam da benle konuştu ve ‘olur’ dedim. Yavuz usta, ben, babam ve amcam Van Erciş’e gittik. Orada da aracı bir kişi vardı, onla birlikte kızın evine gittik. Eve girdik, oturduk çay falan içtik. Kızla beni konuşturdular ve olumlu gördüler. Daha sonra konu başlık parasına geldi. 40 bin lira para istediler, 31 bin liraya anlaştılar. Parayı hesaptan vermek istedik ama kabul etmediler. O an biraz şüphelendik, parayı vermeden Artvin’e geri geldik. Usta ‘Ayıp oldu’ dedi. Bizi bir daha onların evine götürdü. Çektiğimiz parayı nakit olarak verdik, kızı aldık ve Artvin’e geri geldik. Kız için 23 yaşında dendi ama 29 yaşında olduğunu öğrendik. Cuma günü akşam dışarı çıkıp gezdik. Pazartesi sabahı da nişan yüzüğü almak için Ardanuç’a gittik. Yüzüğü aldık elbise almak için başka bir mağazaya girdik. Bir anda mağazadan kayboldu, kaçtığını anladık.”

‘EVLİLİKTEN SOĞUDUM’
Görücü usulü evliliği kimseye tavsiye etmediğini söyleyen Akbulut, “Daha önce hiç kız arkadaşım olmadı. Çok üzüldüm, iyi niyetle bir yola çıktık ama dolandırıldık. Yüzük almaya giderken, ‘uygun fiyatlı bir yüzük alalım, durumumuz iyi değil anlayış göster, zaten başlık parası verdik’ dedim ‘tamam’ dedi ama en pahalısını seçti. Kendisinin gerçek adını da bilmiyorum. Nikah için kimliğini istedim vermedi, aslında orada şüphelenmiştim. Kız buradan kaçmadan önce telefonumdaki tüm fotoğraflarımızı da silmiş, hiç delil bırakmamış. Biz şüphelenmeyelim diye babaannemle namaz kılıyorlardı, umreye gittiğini söyledi ama abdest aldığını hiç görmedim, sürekli namaz kılıyordu. Ben çiftçiyim ve koyunlarım var, 40 bin TL bizim için çok para. Ben bu parayı geri istiyorum ve şikayetçiyim. Artık evlilikten soğudum daha evlenmek istemiyorum. Yine kandırılmaktan korkuyorum, düzgün kısmetler karşıma çıkarsa olur ama konuşmam lazım. Hayatı paylaşabileceğim bir eş istemiştim. Buralardan kimseyi bulamadık, kızlar çiftçiye gelin gelmek istemiyor. Böyle bir çare aradık ve dolandırıldık” dedi.

‘KIZLAR, BURAYA GELMİYOR’
Olayı anlatan baba Tahsin Akbulut (57) ise, “Bir tanıdığımız vesile oldu, çocuklar anlaştı. Ben de konuşmak istedim, hayvanlarımızın olduğunu söyledim, ‘ben bakarım, benim huzurum olsun, zenginlik önemli değil, kuru ekmek yerim’ dedi. Bilezik falan alıp takacaktım, yüzük aldım. Mağazaya gittim, elbise alırken mağazadan çıkmış. Sağa sola baktık, yok. ‘Ercan, gelin gitti’ dedim. Sonra muhtar geldi, karakola haber verildi. Ardından da yakalandı. Oğlum yanımızda kalıyor, ona yardımcı olsun diye getirmek istedik. Mal satılır insan satılmaz ama çaresiz kaldım. Kızlar, buraya gelmiyor, hayvancılığı sevmiyorlar” diye konuştu.

Adaletin yerini bulmasını isteyen anne Fikri Naz Akbulut (59), “Allah’ım ona fırsat vermesin. Cezasını alsın istiyorum. Paramızı helal kazanmıştık ama yanlış yollara başvurduk. Yaşlı olduğumuz için düşünemedik. ‘Ben umreye gittim, 200 kişinin sorumluluğunu aldım’ diyordu. Kendisinden, hiç şüphelenmedik” dedi.

Ercan Akbulut’un babaannesi Sultan Akbulut (86) ise, “Ben hiç anlamadım, tespih çekiyordu, namaz kılıyordu. Ne iyi biri geldi dedim. Torunu evlendirip, mutlu olduk dedim ama üzüldük. Paramızı da aldı, gitti. Ben böyle bir şey hayatımda görmedim. Nasıl bir tuzağa düştük anlamadık” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir