Halk Elinde Islah Projesi ve Merak Edilenler…

Tarım Gazetecisi Mehmet Öztürk, TAGEM Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları Daire Başkanı Ali Ayar ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Halk elinde ıslah projesi ve projenin yetiştiriciye faydaları hakkında Öztürk’ün sorularını yanıtlayan Başkan Ali Ayar, ülkemizdeki hayvancılık ile ilgili ise, “Hayvancılığın birçok sorunu olmakla birlikte, tamamının çözülebilir olduğuna inanıyorum” dedi.

Mehmet Öztürk: TAGEM bünyesinde yürütülen halk elinde ıslah projesi hakkında genel bir bilgi verir misiniz?

Ali Ayar: Hayvan ıslahı, nesilleri kapsayan uzun sürede ve sabırla kaydedilen verilerin, bilimsel metotlarla değerlendirilip hesaplanarak elde edilen damızlık değerlerine göre öne çıkan fertlerin bir sonraki generasyonda (nesil) çoğaltılmasına izin verilirken, diğerlerinin sürüden çıkartılması işlemlerini ve sürecini kapsar. Ekonomik önemi olan verim özelliklerinin çok sayıda gen tarafından belirleniyor olması, hayvan ıslahının bilimsel metotlarla yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Son dönemde genetik bilimindeki gelişmeler süreci belli ölçüde kısaltan uygulamalarda (genomik) başlamıştır. Sürülerin (popülasyon) verilerinin kayıtlarının genetik ilişkilendirmesi esasına dayanan bu uygulamalar için de et, süt, büyüme performansını gösteren veriler ve sağlık kayıtları, fenotipik değerlendirme, tip puantajı gibi kayıtlar tutulması genomik çalışmalar için de vazgeçilmez şarttır.

DAMIZLIK ise, bu süreç sonunda istenen özellikler yönünden öne çıkan ve bu özelliklerini sonraki nesle aktarabilme kabiliyetinde olan bireyler demektir.

Ülkemizde küçükbaşta 2005, Anadolu mandasında 2011 yılından itibaren uluslararası bilimsel normlara uygun metot ve yetişmiş bir ekiple ıslah çalışmaları sürdürülmektedir.
Aşağıda detayları verilen verim artışına yönelik kazanımlar elde edilmiş olup; ülkedeki damızlık ihtiyacını karşılayacak duruma erişmiştir.

Mehmet Öztürk: Hangi ırklarda çalışıyorsunuz ve amaçlanan hedeflere ne kadar ulaşıldı?

Ali Ayar: Küçükbaş (koyun/keçi) ve Anadolu mandasında çalıştığımızı ifade etmiştim. Önce küçükbaşta yapılanları özetleyecek olursam;
Ülkemizde, yetiştirici koşullarında ve ülkesel düzeyde tüm ırkları kapsayan küçükbaş ıslahında yapılan tek uygulamadır;
Vurgulamam gereken çok önemli olan nokta şu ki, Islah programı yürütülen ırkların tamamı yerli ırklarımızdır. 23 koyun,7 keçi ırkında 60 ilde bir milyonu aşan sayıda anaç ta ıslah kayıtları tutulmaktadır.
Küçükbaş hayvancılıkta büyüme, gelişme, süt, yapağı-tiftik vb. veri kayıtları alınmıştır,
Verim kaydına dayalı yazılım programı kullanılmaya başlanmıştır,
Yetiştiricilerde ıslah, seleksiyon ve kayıt tutma konularında bilinç oluşturulmuştur,
Proje, Damızlık Koyun Keçi yetiştirici birliklerinin kurulmasında teşvik edici rol oynamış ve illerde örgütlemeleri proje sayesinde tamamlanmıştır,
Küçükbaş hayvancılığa olan ilgi artırılmış, azalmaya başlayan gen kaynaklarımızda hızlı azalışın ve bilinçsiz melezlemeler sonucu ırkların bozulmasının önüne geçilmiştir,
30 Üniversiteden 70 civarında akademisyen, Yetiştirici Birliği ve Kamu iş birlikteliği sağlanmış,
165 Proje Teknik Elemanı (zooteknist, veteriner hekim ve teknisyeni)  istihdam sağlanmış,
Küçükbaş hayvancılıkla ilgili çok sayıda ulusal ve uluslararası bilimsel yayın yapılmış,
Kaliteli damızlık koç ve tekeler elde edilmektedir,
Yetiştiricinin damızlık koç ve teke ihtiyacını gidermeye yönelik koç-teke depoları kurulmaya başlanmış,
Projeden elde edilen damızlıklar, daha iyi fiyattan satılarak yetiştiricilerin gelirlerinde artışlar sağlanmıştır.
Piyasada talep öncelikle projedeki işletmelerin hayvanlarının damızlık olarak satın alınması yönündedir.
Çok sayıda ırkta çalışıyor olmamız nedeniyle her ırk için bir ropörtaj ayırmak gerekir.
Bu güne kadarki kazanımlardan ırklara göre değişen oranlarda olmak üzere;
Anaç hayvanların canlı ağırlık ortalamasında, 4 ile 5.6 kg arasında artış,
Doğum ağırlığı ortalamasında,0,6 ile 1 kg arasında artış,
İkizlikte %7 ile %13 arasında artış,
Kuzuların sütten kesim ağırlıklarında 2,4 ile 7 kg arasında artış,
Kuzularda sütten kesimde yaşama gücünde artış sağlamıştır. Kuzu oğlak kayıplarının genelde çok olduğu bu dönemde projeye dâhil işletmelerde yavru ölümleri % 1 e kadar çekilmiştir.

Projeli sürülerde damızlık yenileme amaçlı kaliteli damızlıkların zaten ıslah sistemi içerisinde sağlanmaktadır. Önceden talep edilmesi halinde proje dışı işletmelerin damızlık ihtiyacını karşılamak üzere  yaklaşık 150 bin baş erkek ve 350 bin baş dişi materyal sağlanabilecek duruma gelinmiştir. Bakanlığımızın diğer damızlık dağıtma faaliyetlerinin kaynağı bu proje olmalıdır. Bu amaçla gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır.

Mehmet Öztürk: Peki bir de Anadolu mandasından bahsettiniz onda durum nedir?

Ali Ayar: Bu konuya şöyle başlayayım; bu projeyi Bakanlığımız başlatmamış olsaydı, kültürümüzde önemli bir yer tutan Anadolu mandasını çocuklarımıza ancak hayvanat bahçelerinde gösterebilecektik. Biraz sonra rakamları vereceğim. Bu program, Anadolu Mandalarında yürütülen tek ülkesel ıslah projesidir.18 İlde 30.000 anaç mandanın ıslah kayıtları tutulmaktadır.
Bu projede de üniversitelerden akademisyenler, enstitülerimizdeki uzmanlar il birlikleri ve il müdürlüklerimizle işbirliği halinde yürütülmektedir.
Ülkemizde ilk defa mandalardan bu büyüklükte verim kaydı alınmaya başlanmıştır.
Yetiştiricilerde kayıt tutma bilinci oluşturulmuştur.
Bu proje ile birlikler amaçları doğrultusunda aktif görev almıştır.
Üniversite-Kamu-STK işbirliği geliştirilmiştir.
Yetiştirici yapılan çalışmaya fiilen iştirak etmiş, teknik bilgi ve deneyimini artırmıştır.
Yerli manda varlığımız ve yetiştiriciliği yeniden canlandırılmıştı.
İl içinde ve iller arasında damızlık manda boğası transferleri yapılmaktadır.
Damızlıkta kullanma yaşı daha erkene çekilmiştir.
2013 yılında Afyonkarahisar ilinde damızlık boğa merkezi kurulmuş ve merkezde yetiştirilen damızlık Manda Boğaları yetiştirici sürülerinde kullanılmaya başlanmıştır.
Projenin etkisiyle ülkemizde 2010 yılında 84.726 baş olan manda sayısı 200 bin sayısını aşmış, verimleri de önemli oranda artmıştır.
Ortalama 855 kg olan laktasyon süt verimi, 1250 kg’ a çıkarılmıştır. 2500- 3000 kg’a ulaşan hayvanlar bulunmaktadır (İtalya ortalaması 2000 kg ı biraz geçmektedir).
Damızlık değeri üstün, hastalıklardan ari Manda boğalarından SPERMA ÜRETİMİ BAŞLANILMIŞTIR.
Tüm ıslah projesinin verilerinin kaydedildiği ve işlendiği Manda Yıldızı programı oluşturulmuştur.

Mehmet Öztürk: Islah çalışmasına Tarım Orman Bakanlığı, birlikler ve yetiştirici ne kadar destek oldu?

Ali Ayar: Projenin ıslah programı olması nedeniyle teknik anlamda nasıl işleyeceği bakanlık makam onaylı bir uygulama esasları talimatı çerçevesinde TAGEM tarafından yürütülmektedir. Cumhurbaşkanlığı kararı ve buna ilişkin çıkartılan hayvancılık desteklemeleri tebliğinde belirtilen miktarlarda olmak üzere, ıslah programlarında olan ve yükümlülüklerini yerine getiren üreticilere tarımsal destekler kapsamında yılda bir ödeme yapılmaktadır. Bu anlamda Bakanlığımız, desteğinden de öte fiilen işi yürüten bir konumdadır.
İl birlikleri ile çalışmanın öngörülmüş olması nedeniyle, mevzuatı çıkmasına rağmen ağır aksak giden kurulma işlemleri hız kazanmıştır. Projeye girmek üzere müracaatları kabul edilen yetiştiriciler adına İl Müdürlüklerimizle formatı tarafımızdan belirlenen ve beş yıllık dönemleri kapsayan yükümlülükleri ve taahhütleri içeren sözleşme muvafakatname aldığı üreticiler adına Birlik tarafından imzalanır. Bu sözleşme de yetiştirici ve birliğin ayrı ayrı ve müteselsilensorumlulukları belirtilmiş ve yaptırımlar açıklanmıştır. Bu kapsamda hiçbir Birliğin keyfi davranma durumu söz konusu olamamaktadır.
Yetiştiriciler açısından ıslah kaydı tutulması çok yeni ve alışık olmadıkları bir durumdur. Akılda kalsın diye söylediğim bir cümleyi burada tekrar edeyim; “Bu proje sürecinde, daha önce çocuğunun doğum tarihini bile yazmakta titizlik göstermeyen kişiler, kuzu ve oğlaklarının doğum tarihlerini ve doğum ağırlıklarını kaydeder hale gelmiştir.” Bu çok sabırlı olmayı ve yetiştiricinin güvenini kazanmayı gerektiren bir durumdur. Başlangıçta bir takım sıkıntılar olmakla birlikte, eğitim ve ikna çalışmalarımız, yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında yaptırımların uygulanması ve en önemlisi hayvanlarında nesilden nesile gelişmeyi, verim artışını, ölüm oranındaki azalmaları gördükçe konuya daha çok sahip çıkmaya başlamışlardır. İkinci üçüncü döneme geçen pek çok yetiştiricimizin hayvancılık ve özellikle ıslah konusunda eğitim görmüş kişilerin terminolojisi ile konuşmalarına şahit olabilirsiniz.

Mehmet Öztürk: Yetiştiriciler ıslahtan ekstra kazanç sağlayabildi mi?

Ali Ayar: Az önce bahsettiğim verim artışları ve yavru ölümlerinin azalması yetiştiriciye ilave gelir olarak yansımaktadır. Projeli işletmelerden satılan hayvanlar piyasa fiyatlarının oldukça üstünde fiyata alıcı bulmaktadır. Hatta psikolojik olarak yeni başlayacak projeye ilk hayvan seçiminde bile projeye seçilmiş olması bile fiyatta fark ettiriyor.

Mehmet Öztürk: Çıkan sonuçla reel mi yoksa kâğıt üzerinde mi kaldı?

Ali Ayar: Buraya kadarki açıklamalardan reel olduğu çok açık değil mi. Ancak, henüz oturtamadığımız bir konu var. Projedeki hayvanlar her yıl belli bir oranda bir sonraki nesilden gelenlerin eklenmesi ve bir önceki hayvanlardan çeşitli nedenlerle sürüden çıkartılmasını içeren damızlık yenileme süreci tamamlandıktan sonra, projeli işletmelerin kapasite fazlası olan ancak projede olmayan işletmeler için çok kaliteli damızlık niteliğinde olan hayvanların yaygın olarak damızlıkta kullanılmasında sıkıntı var. Bu hayvanların pek çoğu kasaplığa gönderilmek zorunda kalınıyor. Bakanlığımızın ya da başka kurumların zaman zaman yaptığı damızlık dağıtımında hayvan materyalinin bu proje olması talebini her ortamda iletiyoruz. Bu aksaklık giderilirse, verim artışlarından kaynaklanan yaygın etki daha çok hayvanda görülür. Damızlık dağıtacak kurumların, sütten kesimden itibaren hayvanların yetiştiriciden alınacağı bağlantısı kurulması ve tarafımızdan planlama yapabilmemiz için talep edilen damızlıkların ırkı ve cinsiyeti bir yıl önceden bildirildiğinde az öncede bahsettiğim gibi tüm taleplerin karşılanması mümkündür.

Mehmet Öztürk: Islah çalışmasının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ali Ayar: Islah, bütün hayvanlarda verimin arttırılması için vazgeçilmez şarttır. Birinci sorunuzun cevabında bunu açıklamıştım. Her ülke için geçerli olmakla birlikte, ülkemizin çayır, mera, yem bitkileri üretim kapasiteleri belirli olduğuna (elbette hayvancılığın diğer sorunları da var. Ancak, konuşmamızın konusu olmadığı için değinmiyorum) ve yeni bakir topraklar eklememiz mümkün olmadığına göre; sadece hayvanların sayı olarak artışı hedefi rasyonel değildir. Kaba yem bu kaynaklarını üretim kapasitesini iyi korumak birinci şarttır. Sonra bu alanlarda daha az sayıda hayvandan daha fazla verim almanın yolu da kaliteli damızlıkların olması, bunun içinde ıslah programından geçtiğini belirtmiştim.

Her biri detaylıca ele alınması gereken; Mera, çayırların hızla vasfından çıkartılması, yem bitkileri üretimi, çoban, pazarlama, küçükbaş etine talebin arttırılması, küçükbaştan elde edilen kırmızı et miktarının arttırılması, kırmızı et üretiminde kasaplık kapasiteyi yönetememe sıkıntılarımız, hayvancılığın bölgesel planlamasının olmaması, marjinalalanlarda maliyeti düşük hayvansal üretim alternatiflerinin planlanamaması, güvenilir istatistiki veri üretimindeki sıkıntılargibi hayvancılığın birçok sorunu olmakla birlikte, tamamının çözülebilir olduğuna inanıyorum.

Mehmet Öztürk: Ülke hayvancılığına nefes aldıracak hatta ihraç potansiyeline ulaşabilecek mi?

Ali Ayar: İthalat ihracat deyince, bir konuyu da belirteyim;
TAGEM AR-GE kapsamında ıslah için önemli çıktıları olan yerli üretim ebeveyn kitlerinin geliştirilmesi çalışmalarında önemli aşamalar sağlanmıştır;
· Anadolu Mandası’na Özgü Ebeveyn Kiti
· Atlarda Ebeveyn Tayin Kiti yerli üretim başarı ile sağlanmıştır.
Geliştirilen kitler yurt içinde ve yurt dışında piyasaya sürülmüş olup, özellikle ihracata konu olmuştur.
· Koyunlarda Ebeveyn Tayin Kiti ve
· Sığırlarda Ebeveyn Tayin Kitinin Geliştirilme çalışmaları ise tamamlanmak üzeredir.

Şimdi sorunuza gelirsek; yukardaki sorunları bir an evvel çözmek, hem insanımızın ihtiyacını karşılamak hem de ihraç etmek mümkündür, hayal değildir. Tabii ki bazı durumlarda ithalat olur, ancak üreticileri üretimden uzaklaştıracak, üretimin sürdürebilirliği konusunda gelecek güvenini sarsacak yapıya, algıya dönüşmemesine dikkat etmek gerekir. Ayrıca, sektörün içine düştüğü nerden ne ithal ederiz bakış algısı ve kulis yapılanmasının da hangi ülkeye ne satabiliriz olarak dönüşmesinde ülkesini seven herkes için yarar vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir