Hayvancılık Van’da Masaya Yatırıldı

Bir dönemler Türkiye’nin en önemli hayvancılık merkezlerinden birisi olan, son çeyrek yüzyılda da köyden kente göç ile bu üstünlüğünü kaybeden Van, önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından organize edilen ‘Bölgesel Hayvancılık Değerlendirme Toplantısı’ Van’da gerçekleşti. Van’ın ve bölgenin hayvancılığının konuşulduğu toplantıda hem yöneticiler hem de işin farklı taraflarında yer alan yetkili isimler hayvancılığa dair görüş ve öneriler paylaştı. Kamu kurumlarında işin idare kısmında olan isimlerin özel sektörden ve sivil toplum kuruluşlarından isimleri dinlediği toplantıda kırsalda yaşanan hayvancılıkla ilgili sorunlar, hayvancılığın modern anlamda uygulanmasının önündeki engeller, yeni hayvancılık modelleri gibi bir çok konu konuşuldu. Öne çıkan konu ise hayvancılıkta geçmişte olduğu gibi yeniden lider olabilecek Van’ın bu anlamdaki büyük potansiyeli oldu. Bir dönemler Türkiye’nin en önemli hayvancılık merkezlerinden birisi olan, son çeyrek yüzyılda da köyden kente göç ile bu üstünlüğünü kaybeden Van, önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından organize edilen ‘Bölgesel Hayvancılık Değerlendirme Toplantısı’ Van’da başladı. Toplam 3 gün sürecek olan ve gerek kamudan, gerek sektörden gerekse de sivil toplumdan katılımcılar ile sürecek olan toplantıda Van’ın hayvancılığı tüm yönleri ile ele alınacak. Bölgenin yeni süreçte hayvancılıkta yeniden öncü il olması gibi konularla start alan toplantı ilk gün kentteki kamu kurum ve kuruluş temsilcilerinin hayvancılığa dair tespitleri ile başladı. Toplantının açılış konuşmasında önemli tespitlerde bulunan Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, bölgenin geçim kaynağı hayvancılık olduğunu ifade ederek, son yıllarda bölgede yaşanan terör olayları ve değişen sosyal değişimlerle birlikte vatandaşların hayvancılıktan uzaklaştığını kaydetti. Bilmez, köyden kente göç ile zarar gören hayvancılığın durumunu paylaşırken bunun çözümünün modern hayvancılık tesisleri kurmak ile olacağını söyledi. Ardından kamu gözüyle tespit edilen sorunlar paylaşılırken, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik ise sektörde yaşanan sorunlara değinen değerlendirmelerini paylaştı.
YOĞUN VE SÖZ SAHİBİ İSİMLERİN KATILIMIYLA BAŞLADI…
Van YYÜ Cengiz Andiç Kültür Merkezi’nde yapılan toplantıya Van’ın yanı sıra Muş, Bitlis ve Hakkari’deki üniversiteler, kamu ve özel sektör temsilcileri ile sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 450 kişi katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla 3 gün sürecek bölgesel hayvancılık değerlendirme toplantısı başladı. Toplantıya Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdal Necip Yardım, Van YYÜ Rektör yardımcılar Prof. Dr. Murat Kayri ve Prof. Dr. İsmail Hakkı Ekin, Genel Sekreter Doç. Dr. Sebaheddin Şevgin, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan, Türkiye Süt Üreticileri Birliği Başkanı Tevfik Keskin, YYÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semra Demir, Van Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Lokman Aslan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
“KÖYDE KİMSEYİ TUTAMIYORUZ”
Van Valisi ve Van Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, bölgenin geçim kaynağı hayvancılık olduğunu ifade ederek, son yıllarda bölgede yaşanan terör olayları ve değişen sosyal değişimlerle birlikte vatandaşların hayvancılıktan uzaklaştığını kaydetti. Bilmez, bölgede hayvancılık ve tarım konusunda sorunların olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bölgemizde eskiden hayvancılık bir yaşam biçimimizin bir parçasıydı. Çoğunlukla bir göçebe bir toplumduk, şehir hayatına geçme özlemi ve teşvikle birlikte hayvancılıktan, köyden kaçmaya çalışan bir döneme geldik. 1840’lı yıllarda bu ülkenin en ciddi problemi; göçebe toplumdan yerleşik topluma geçmek için verilen mücadeledir. Bugün yerleşik hayata geçtik ama bu sefer köyde kimseyi tutamıyoruz” diye belirtti.
BİLMEZ: MODERN HAYVANCILIK TESİSLERİNİ KURMAMIZ LAZIM
‘Bardağın boş tarafından’ herkesin bakması gerektiğini vurgulayan Bilmez, herkesin kendini sorgulaması gerektiğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı: “Bölgemizin ciddi bir potansiyeli var. İlimizin 23 bin kilometre kare bir yüz ölçümü var, arazilerin yüzde 60’ı direk mera olarak kullanılabilecek niteliktedir. 1980 öncesi 7,5 milyon küçükbaş hayvanımız varken, bugün o rakamlar ciddi anlamda düştü. Evet, bunun birçok nedeni var ama bana göre en temel nedeni topluma aşıladığımız popüler kültürün yaşam biçiminde kaçış olarak değerlendiriyorum. Buradan İstanbul’a göç eden iş adamlarını bölgemizde modern hayvancılığa öncülük etmesini bekliyoruz. Biz aile işletmeciliğiyle bölgemizde ciddi anlamda hayvancılığı geliştirebileceğimize inanmıyorum. Mutlaka modern hayvancılık tesislerini kurmamız lazım. İnşallah bu çalıştayda küçükbaş, büyükbaş, kanatlı ve arıcılık sektörü bölge düzeyinde ciddi anlamda masaya yatırılacak. Güzel önerilerin ortaya çıktığı bir çalıştay olur.” diye ifade etti.
ERDURMUŞ: “EN BÜYÜK DESTEĞİ VERME GAYRETİNDEYİZ”
Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş, bölgenin kaderinin küçükbaş hayvancılık olması gerektiğini ifade ederek, iklimin buna müsait olduğunu buna yönelik adım attıklarını altını çizdi. Erdurmuş, “Bugün Türkiye dünyada tarımsal hasılada 8’inci sırada yer alıyor. Ülkemizin önünde bulunan ülkeler ise Amerika, Yeniz Zelanda gibi kıta ülkeleridir. Avrupa’da ise birinci sıradayız. Hep kıyasladığımız da tarım ve sanayiyi entegrasyonu sağlamış ülkeleri sayarken kendi ülkemizi tarım ve hayvancılığına eleştirip onları göklere çıkarırken bu ülkelerin başındayız, birinciyiz. Tabi yeterli görmüyoruz bunları, ülkemizin çıktığı bu kalkınma hamlesi yolunda bizde tarım ve hayvancılık sektörü olarak en güçlü, en büyük desteği verme gayretindeyiz. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ürettiği toplam kırmızı etin yüzde 12 buçuk kadarını biz üretiyoruz. En son Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), verilerine göre Türkiye’de 18 nokta 2 milyon büyükbaş yaklaşık 50 milyonda küçükbaş hayvan varlığıyla bölgede en önemli aktörlerden birisidir” diye belirtti.
ERDURMUŞ: SORUNLARI ÇÖZMEYE GAYRET EDİYORUZ
2019 yılında bazı dezavantajlı durumları avantaja çevirdiklerini ifade eden Erdurmuş, “İhracatımız özellikle hayvansal üretim anlamında ciddi bir ivme kazandı. İlk 9 ayda yaklaşık 9 yüz milyon dolarlık bir ihracatımız oldu. Burada hiç ihraç etmediğimiz özellikle bölge için çok önemli olan küçükbaş ihracatına yoğun bir ağırlık verdik. İnşallah bu yoğunluğumuzla beraber bölge çiftçimiz ve hayvancılığımız bu gelişmelerden ciddi anlamda katkı alacaklardır. Ülke kalkınması adına geleceği de planlamamız lazım. Tarım sektörü sorunlu ve meşakkatli bir sektör, sorunsuz bir tarım üretimin olmadığı bir tarımdır. Sektörde yaşanan sorunları başta Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve bakanlığımızın tüm çalışanları, valilerimiz, sahadaki çalışanlarla yoğun bir çalışma temposu içerisinde çözmeye gayret ediyoruz. Faaliyet alanımızda süt ve kırmızı ette dönem dönemde yumurtada bir ihracat problemi yaşadık. Bu nedenle şuanda yumurta üreticimiz bir miktar sıkıntı yaşıyorlar ama zaman içerisinde mutlaka çözüm bulunuyor” dedi.
250 LİRA İLAVE ETÇİ VE BUZAĞI DESTEĞİ VERİLECEK
Son olarak Erdurmuş, üreticilere seslenerek şu ifadeleri kullandı: “Üreticilerimiz rahat olsunlar, çiğ süt satışıyla ilgili de son 10 yıldaki en iyi seviyeye geldik. Van Muş Bitlis ve Hakkâri de üretilen sütü de yapacağımız çalışmalarla bu bölgede meralarda otlayan hayvanların kekik kokulu sütlerini de bu fiyatta satma arzusundayız. Bu toplantının hedeflerin de biride şu anda planlamanızı yaptık. İnşallah yakın zaman içerisinde kırmızı et sektöründe besicilik yapan vatandaşlarımızda mutlu mesut olabilecekleri bir rakamı göreceklerdir buna inanmalarını istiyoruz. Bölgeye desteklerimiz artarak devam edecek. Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü olarak bakanlık bütçesinden bölgeye özel uygulanan desteklere ilaveten bu bölgedeki etçi ve kombine hayvanlara ağırlıklı bazı ufak tefek şartları sağlayanlara 250 lira ilave etçi ve buzağı desteği vereceğiz. Bölge Türkiye’nin besilik materyal hammadde deposu, buradaki iyileşme kalkınma tüm Türkiye’ye yayılacaktır”
“TOPLANTI SEKTÖRÜN İSTİKRARI VE KALİTESİ AÇISINDAN ANLAMLI”
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Hayvancılık sektörünün ekonomiyi önemli ölçüde yönlendirdiği bölgede bu tür toplantıların yapılıyor olması sektörün istikrarı ve kalitesi açısından anlamlı olduğunu söyledi. Şevli, “3 gün sürmesi planlanan toplantıda katılımcılar, sığır, koyun, kanatlı ve arı yetiştiriciliği şeklinde 4 farklı gruba ayrılacak ve çalışma alanlarına göre katılımcılar ilgili gruba yönlendirilecek. Gruplarda alanın uzmanı akademisyenler ile alanın uygulayıcısı pratikçiler bir arada çeşitli konularda bilgi ve deneyim paylaşımları yapacağından çıkacak sonuçlar bölge hayvancılığı açısından oldukça anlamlı olacaktır” dedi.
“BÜYÜK HEDEF, BÖLGESEL HAYVANCILIK ÜRETİM MODELLERİNİN OLUŞTURULMASI OLACAKTIR”
Özellikle ulaşılması beklenen en büyük hedef, bölgesel hayvancılık üretim modellerinin oluşturulması olduğunu ifade eden Şevli, “Bu meyanda; sığır ve koyunlarda besleme, hayvan refahı, bölgeye uygun ırk seçimi ve ıslah organizasyonları, sürü yönetimi, hayvancılık politikaları ve destekleme modelleri ürün işleme, pazarlama ve piyasa analizi, gıda güvenliği ve kalitesi, karkas kalitesi, sermaye yapısı ve üretim maliyetleri, işletme yapıları ve işletmelerin modernizasyonu ile bölgeye uygun tip projelerin oluşturulması, sosyal refahın artırılması ve göçün engellenmesi, suni tohumlama faaliyetlerinin artırılması, üretim modelleri, kanatlı hayvanlarda; yetiştirme, bakım ve besleme, kanatlı sağlığı ve hastalıkları, kanatlı ürün işleme, pazarlama ve piyasa analizi, kanatlı sektöründe politikalar ve destekleme modelleri, arıcılık alanında; yetiştirme, bakım ve besleme, arı hastalıkları ve zararlılar ile mücadele, yöre arılarının ıslahı ve ana arı üretimi, gezgin arıcılık, tanıtım, markalaşma ve pazarlama, bal dışında arı ürünleri üretimi, arıcılık politikaları ve destekleme modelleri, tartışılacaktır” diye belirtti.
ŞEVLİ: BİLDİRGE KILAVUZ TEŞKİL EDECEKTİR
Şevli, son olarak şu ifadelere yer verdi: “3 günün sonunda yapılacak genel değerlendirme toplantısında hazırlanan sonuç bildirgeleri kamuoyu ile paylaşılacak ve mutabık kalınan noktalarda bölge hayvancılığının bundan sonraki dönemlerde uygulanacak politikalarına bu bildirgelerin bir kılavuz teşkil etmesi umulmaktadır. Özellikle önerilen hayvancılık modelleri ile yetiştirme politikaları üniversitemizin ilgili alanlarındaki akademisyenlerinin çalışma konularında bir fikir vermesi bakımından da anlam ifade etmektedir. Çalışma konularını bu yönde belirleyen akademisyenlerin, oluşturacakları deneysel modellemelerde elde edecekleri bulgular, önerilen politikaların teyidini yapma açısından da önem arz etmektedir. Toplantının bakanlık, üniversitemiz ve özellikle de yetiştiricilerimiz için faydalı geçmesini umuyorum” dedi.
“ÜRETİM-TÜKETİM İLİŞKİSİ ARTIK DEĞİŞMİŞTİR”
Van Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Görentaş, Türkiye ve bölgenin tarımın gelişmesi sorunların çözümü ve geleceğe yönelik planların konuşulması açısından yapılacak olan değerlendirme toplantısı önemli bir adım olduğunu kaydetti. Görentaş, şu ifadeleri kullandı: Tarım sektörü doğrudan insanlığın hayatta kalmasıyla ile ilgilidir. Zira tarım insanlığın yiyeceği, aynı zamanda refah kaynağıdır. Sosyal ve ekonomik zenginlik üretmek potansiyeline sahiptir. Bu sanayi ile ilişkilidir, ham madde üretir. İstihdam gücü yüksektir. Bu nedenle daha önemli hale getirmektedir. Tarımsal üretim geçmişte açlık nedeniyle kritik bir endişe ama günümüzde çok boyutlu, stratejik ve giderek daha önemli bir sektör olarak öne çıkmaktadır. Bugün, üretim-tüketim ilişkisi artık değişmiştir. Ne ürettiğimi bir satış üretim, artık, tüketim talebi üretim hiçbir yeri kalmamıştır. Tüketim alışkanlıkları hızla değişmektedir. Bu değişim karşısında tarladan veya çiftlikten nihai tüketime kadar değer zincirine dönüşmüştür. Bu zincir, üretim, işleme, değerlendirme, ambalaj, depolama markalama, talep süreleri tarım gibi çevrelerin dağıtımına göre de her yeni bir değer adıdır” dedi.
“ÜRETİCİLER DAHA FAZLA PAY ALMASI GEREKMEKTEDİR”
Değer zincirinin ilk halkası ve en önemli halkası üretici olduğunu ifade eden Görentaş, “Ancak ülkemizde üreticilerimizin, oluşan değerden hak ettikleri payı alabildikleri söylenemez, sürdürülebilir bir tarımsal üretim için, oluşacak nihai değerden üreticilerin daha fazla pay alması gerekmektedir. Tarım sektörü, günümüze kadar ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişmesinde önemli görevler üstlenmiştir. Ülkemiz sahip olduğu büyük tarım potansiyeli ile bugün de dünya tarımında önemli bir yer tutmaktadır. Van ili ekonomisinde de tarım sektörü önemli bir yere sahiptir. Nüfusunun yarısına yakınının tarımla iştigal ettiği ilimizde yıllık 3,5 milyar TL değerinde tarımsal üretim gerçekleştiriliyor. Bu değer İl ekonomisinin yaklaşık %16’sıdır. Bilinçli ve iktisadi bir üretim yaklaşımı ile ele alınması halinde bu sektör, ilimiz ekonomisinin lokomotifi olabilecek düzeydedir” diye belirtti.
GÖRENTAŞ: SEKTÖR MEVCUT POTANSİYELİNDEN YETERİNCE YARARLANMIYOR
Türkiye’de dört kişiden birinin tarım sektöründe çalıştığını anımsatan Görentaş, “İlimizde yaklaşık iki kişiden biri tarımda çalışmaktadır. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin Van ekonomisinde özel bir önemi vardır. İlimiz yaklaşık 2,7 milyon küçükbaş hayvan varlığı ile küçükbaş hayvan varlığı bakımından ülkemizde ilk sırada yer almaktadır. Ülkemizin küçükbaş hayvan varlığının %7’sini ilimiz karşılamaktadır. Yine ülkemizin mera varlığının %10’unu, korunga üretiminin %21’ini, yonca üretiminin %8’ini, ceviz üretiminin %2,5’ini, iç su avcılığının üçte birini İlimiz gerçekleştirmektedir. Bunun yanında, ülkemizin arı varlığının yaklaşık %2’sini ve sığır varlığının %1,5’ini ilimiz karşılamaktadır. Ancak, bu önemine rağmen, sektörün mevcut potansiyelinden yeterince yararlanıldığı söylenemez” dedi.
“KALKINMA ÖNCELİKLE YERELDEN BAŞLAR”
Kırsalı kalkındırmadan, bölgenin kalkındırılamayacağını belirten Görentaş, “Kırsal kalkınma süreçleri çok aktörlüdür ve entegre bir bütünlük arz eder. Tarım ve Orman Bakanlığımız buradaki en önemli aktördür ancak tek aktör değildir. Kırsal kalkınmanın diğer bir boyutu da yerellik özelliğinin baskın olmasıdır. Kalkınma öncelikle yerelden başlar. Bu nedenle, devletimizin ulusal perspektifleri doğrultusunda yereldeki tüm dinamiklerin kırsal kalkınma zemininde doğrultusunda eşgüdümlü olarak çalışması bir tercih değil bir zorunluluktur. Ülkemizde kırsal kalkınmanın en önemli kaldıracı tarımdır. Tarımsal üretimi rekabet edebilir bir düzeye çıkarabilmek için üretim kaynaklarımızı doğru planlamamız gerekir. Tarımsal üretimde rekabet etme şansımız önemli ölçüde buna bağlıdır. Bölgemizin ve ilimizin önemli tarımsal üretim konusu hayvancılıktır. Van’da hayvansal üretim, toplam tarımsal üretiminin değerinin %91’ini oluşturmaktadır; bu oran ülke ortalamasının iki katından fazladır. Geniş çayır ve mera kaynakları ile beraber bölge köklü koyunculuk kültürüne de sahiptir. Bu nedenle, koyunculuk tarımsal üretimde öne çıkmıştır. Esasen Anadolu bir bütün olarak kadim bir koyun ve keçi kültürüne sahiptir. Dikkat edilirse koyun ile ilgili çok sayıda türkümüz, atasözümüz, deyimimiz bulunmaktadır”
“BİRÇOK ALANINDA ÜRETİCİYE CİDDİ DESTEKLER VERMEKTEDİR”
Van’ın koyunculuk merkezi olduğunu ifade eden Görentaş, son olarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Van meralarının büyük çoğunluğu, daha ziyade küçükbaş hayvancılığa uygundur. Koyun ve keçi yetiştiriciliği, bölgemizde yapılabilecek en ucuz maliyetli hayvancılıktır. Bu nedenle, merkezine küçükbaş hayvancılığı alan ancak alt bölgeler bazında diğer tarımsal üretim fırsatlarını değerlendiren bir üretim yapılanması bölgemizin ve ilimizin en önemli kalkınma aracı olacağını düşünüyorum. Tarım ve Orman Bakanlığımız her zaman üreticini yanında olmuştur. Ulusal politikalar doğrultusunda tarımsal üretimin birçok alanında üreticiye ciddi destekler vermektedir. Bakanlığımız 2019 yılında ilimize yaklaşık 140 milyon lira tutarında destekleme ödemesi yapmıştır. Umarım 2020 yılı hem üreticinin daha fazla kazandığı hem de tüketicinin daha makul fiyatlarla sağlıklı ve kaliteli tarımsal ürünleri tükettiği, ithalattan çok ihracatın konuşulduğu bereketli bir yıl olur. Bu toplantının, öncelikle alın terini toprakla buluşturan, üreten tüm üreticilerimize, ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını dilerim” şeklinde konuştu.
ÇELİK: SEKTÖRDE ÇOBAN SORUNU VAR! İŞKUR ÜZERİNDEN ÇOBANLIK ALINSIN
Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Türkiye’de küçükbaş hayvan popülasyonun bakımından en yoğun il konumunda yer aldığını anımsattı. Çelik, bölgede yaşayan insanların geçim kaynağının hayvancılık üzerine olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Hayvancılığın merkez bankası konumunda olan yıllardır küçükbaş hayvancılığında lokomotif görevini üstlenen ilimizde düzenlenmiş olması nedeniyle büyük bir önem arz etmektedir. Dolasıyla bu hayvancılık değerlendirme toplantısının bölgemiz açısından tarihi bir gün olarak görüyorum. Toplantıda hayvancılıkta sorunlar masaya yatırılacak, çözüm önerileri bir kez daha ortaya konulacaktır. Ancak bizim sorunlarımızın en başında yani sektörün temel sorunu çoban sorunu oluşturmaktadır. Bizim acilen çoban soruna bir çözüm getirmemiz gerekiyor. Bu anlamda İŞKUR üzerinden yapılan alımlarda yüzde 10-15 çoban kontenjanı konulmasını istiyoruz. Özellikle kurumsal işletmelerimizde çobanların istihdam edilmesini talep ediyoruz” diye belirtti.
“SORUNLARIN ADRESİ DE ÇÖZÜMÜN ADRESİ DE AHIRA GİTMEKTİR”
‘Sürü Büyütme Projesi’nin bölgede fayda sağlamayacağını dile getiren Çelik, “Bölgemizde kırsaldaki insanlar geçimini sağlamak amacıyla bu işi yapıyor. Sürü büyüterek destek verilmesi halinde köylüyü şehre çekmiş olacağız. Köylünün köyde kalması için sürü büyütmekten çok hayvan başına adaletli destekleme modeli getirmemiz gerekiyor. Bu anlamda herkes istifade etsin. Burada olay zengini zengin etmek değil, gerçek manada üreticiyi desteklememiz lazım. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK)/IPARD Programı ilgili problemimiz var. Ağır yapıyoruz, beş yıldızlı otel yapmıyoruz ki, bu şartların kolaylaştırılması gerekiyor. Dolasıyla bu anlamda sorunların adresi de çözümün adresi de ağıra gitmektir. Sorunları da çözümleri de yerinde görüp soracaksın. Burada en büyük problem yerinde gidip görmemek ve sormamaktan kaynakladığını düşünüyorum” dedi. (ŞEHRİVAN GAZETESİ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir