KALİTELİ VE YERLİ ET YEME FORMÜLÜ: MERA HAYVANCILIĞI

Türkiye’de süt ve besiciliğin pahalı olmasının temel nedeni tüm işletme gider kalemlerinin dışarıdan alınıyor olması. Oysa ucuz otun, etin ve sütün kaynağı meradır.

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yem bitkileri ekimini desteklemesi için kasasından çıkan rakam; yıllık 400 milyon ₺ civarındadır.

MERA

İnsanlığın yaklaşık 12.000 yıl önce evcilleştirmeye başladığı otçul hayvanlardan olan koyun, keçi ve sığırların tamamı sadece otlayarak yaşamını idame ettiren türlerdir. Bu türleri doyurarak etlerinden ve sütlerinden yararlanmak için tek yapmanız gereken, ot yemelerini sağlamaktır. Kısaca ot diye tanımladığımız bitkiler de dünyanın tüm kara sistemlerinde yetişir.

Meralar artık sadece hayvanlara yem sağlayan alanlar olarak değil, biyolojik çeşitliliğin kaynağı, yaban hayatının barınağı, havza geliştirme, erozyonu önleme, biyolojik mücadele, organik tarım, rekreasyon ve dinlenme alanları ve kırsal mirasın korunması açısından çok yönlü değerlendirilmektedir. İnsan, hayvan ve arazi faktörlerinin karşılıklı etkileşimine sahne olan meralar oldukça karmaşık sosyo-ekolojik sistemlerdir. Bu unsurlardan birisinin ihmal edilmesi, uygun mera yönetim politika ve stratejilerinin başarısızlığı ile sonuçlanabilir. Nitekim bu etkileşimin insanoğlu tarafından yeterince kavranamamış olması, küresel anlamda meraların bozulmasının başlıca sebebi olarak görülmektedir. Ülkemizdeki meraların tamamına yakınının orta malı olduğu, orta malı meraların en fazla tahribata uğrayan ve yönetim açısından en karmaşık yapıya sahip olduğunu söylemeye gerek yoktur.

TÜRKİYE’DE MERA KULLANIMI

Türkiye’de kırdan kente doğru göçün başladığı 1950’li yıllardan beri endüstriyel üretimin egemen olmaya başladı, ucuz otun kaynağı meralarımızın yanlış kullanımı neticesinde; kalitesiz et ve süt ürünlerini yüksek fiyatlarla tüketimi başlamış oldu.

Son on yıllarda çevresel bilincin gelişmesi, köye olan özlemin ve yöresel ürünlere olan bilincin artması ile birlikte bu kötü gidişata dikkat çekilmiş ve 1998 yılında kapsamlı bir mera kanunu çıkarılmıştır. Ancak kanunun sahada uygulaması beklentileri karşılamaktan uzaktır. Mera ıslah ve yönetimi açısından hem teknik hem de sosyal altyapıda önemli boşlukların olduğu bilinmektedir. Sosyal altyapının gelişmesi kırsal alanda mera yönetim bilincinin ve sahiplik duygusunun oluşturulmasına bağlıdır. Bu sürecin zaman alacağı da aşikârdır. Ancak, teknik altyapı ve insan kaynaklarının geliştirilmesinin bu sosyolojik süreci hızlandıracağı da bir gerçektir.

Avrupa’da mera alanlarında dekarda 560 kg ot alınırken bu rakam Türkiye’de ancak 80 kg`dır. Ayrıca elde edilen otun kalitesi besin değeri bakımından da düşüktür. ABD, Arjantin, Avustralya gibi ülkelerde geniş ve meraya dayalı çok ucuza hayvansal üretim yapılmakta ve büyük bir çoğunluğu da ihraç edilmektedir. FAO verilerine göre dünya üzerinde mera alanları 3,4 milyar hektardır. Bunun %12 Çin’de, %11 Avustralya’da, %7’si ABD de ve %6’sıda Brezilya’da bulunmaktadır. Ülkemiz ise 13 milyon hektar ile dünya sıralamasında 46. sırada yer almaktadır.

KÜÇÜKBAŞ VERİMLİ OTLAKLARA ÇIKARSA…

Doğal kaynaklar ile beslenebilme özelliği ve ülkemizin arazi yapısı dikkate alındığında küçükbaş koyun ve keçi hayvancılığı Türkiye’nin temel hayvancılık alanı olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Potansiyel bakımından bakıldığında Türkiye mevcut yapısı itibariyle gerilerde olmasına karşın, son yıllarda ki artış miktarı gelecek için umut vaat etmektedir. Özellikle küçükbaş için istenilen hayvan sayısı ve verimi noktasına ulaşılmasının en temel etmeni ıslah edilmiş ve sürdürülebilir meralar ile mümkündür.

Türkiye’de küçükbaş koyunculuğumuzun yaklaşık %90’ı meraya dayalıdır. Kışın kar meraları kapamadıkça veya şiddetli yağmur ve fırtına olmadıkça koyunlar, besin ihtiyaçlarını meradan temin ederler. Kârlı bir koyunculuk meralardan azami faydalanma ile olur. Sağlıklı bir yetiştirme içinde meralar gereklidir. Ağılda kapalı ortamda bakım ve barındırma ancak sert kış şartlarında hayvanların içeriye alındıkları dönem için geçerlidir. Meranın büyüklüğü, flora zenginliği ve kalitesi sürü büyüklüğünün tespitinde başrolü oynar. Verimli meralarda kuzu besisi de yapılabilmektedir. Bu hayvanlar çayır, kök, yumru, çalı, dikenli bitkiler ve bitki hayatının ilkel formlarına varana kadar her türlü organik maddeyi tüketebilirler. Hareketli dudakları, sivri çeneleri, uzun ve güçlü dilleri sayesinde eşi bulunmaz mera hayvanlarıdır. Keskin ve zırhla kaplı dişleri sayesinde bitkilerin sert gövde ve köklerini bile öğütürler, sindirirler. Bu anatomik özellikleri sayesinde zayıf meraları sığırlara oranla daha iyi değerlendirirler. Arazinin çok düşük maliyetlerle daha iyi değerlendirilmesi, gübrelenmesi, doğal yapısının korunması yanı sıra ekonomik değeri olan süt, et, yapağı ve deri gibi ürünler de elde edilir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir