Mehmet Öztürk yazdı… Çiftçiyi hatırladık… Bu, iyi haber.

Haberi herkes biliyor. Tarım ve Orman bakanı Bekir Pakdemirli açıkladı.
“21 ilde buğday, arpa, kuru fasulye, mercimek, mısır, ayçiçeği, çeltik ekmek isterseniz tohumun %75’ini devlet veriyor.”
“Adıyaman, Afyon, Ağrı, Aksaray, Bingöl, Çanakkale, Erzincan, Erzurum, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Muş, Nevşehir, Niğde, Samsun, Sivas, Tokat, Uşak, Yozgat.”
Bana göre; Gümüşhane ve Bayburt da olmalıydı.

Buğday hariç diğer ürünlerin ekim zamanları söz konusu illerde şimdi veya bundan sonra başlıyor.
Buğday da ise; yazlık ekim düşünülmüş. Ben ve benim gibi düşünenler yazlık ekimde buğdayın başakta olgunlaşmaya zaman bulamayacağını dile getiriyor.
Belki sadece “buğday silajı” yapılabileceği veya yeşilken hayvanlara verilebileceği ifade ediliyor.
Konuyu bakanlık uzmanlarıyla değerlendirdiğimizde onların da aynı kanaatte olduğunu öğrendim.

Onlar “21 ile dikkat çekiyor”.
Artı; “Hiç ekilmeyen veya kıraç arazilerin hedeflendiğini” belirtiyorlar. Diğer yandan milli emlak uhdesinde bulunan ve tarıma uygun araziler öncelikli olarak kullanılacak. Üstelik milli emlak, ekenlerden herhangi bir kira vs. almayacak .
Onlar da, “Yazlık buğdayın yetişmeyeceğini” biliyorlar. Ama en kötü “hayvanlara yedirilir“ diye düşünüyorlar .
Aslında amaç belli: “Ek de ne ekersen ek”.

“Susuz arazide en azından 150-200 kg buğday alınır. Bazı bölgelerde kar daha yeni kalktı.”
Projeye ilgi var mı?
“Çok iyi. Sadece Erzurum’da 23.000 dönüm ekilmesi için talep var.”
“Ekim zamanının son anlarını yakalayıp yeni üretim alanları oluşturmak istedik.”
Ben bu yaklaşımı doğru bulmakla beraber, ilavede bulunmak istiyorum.

Bu 21 il veya geri kalan illerde 2019 sonbaharda ekilmiş buğdayların bugünlerde tam üst gübreleme zamanı. Devletin yapraktan, yağmurlama veya holderle verilecek gübrelere %20 civarında destek vermesinin de çok isabetli olacağını düşünüyorum. Bu da verime en az %20 katkı sağlayabilir.
Her şeye rağmen çiftçi bu yıl üst gübrelemesini eksiksiz yapacaktır. Bu da protein içeriği zengin, kaliteli ve yüksek rekolte demektir.
Dünyadaki olağanüstü şartları da dikkate alırsak; 2020 fiyatlarının kilo başına 2 TL. olacağı öngörülüyor.
Bu durumda çiftçi bu yıl para kazanır.

YENİ ADIMLAR DEVREDE
Yukarıda belirttiğim adımlar “iyi niyetli” ama yeterli değil.
Tarımda herkesin çoktandır konuştuğu ve beklediği bir adım daha var. O da “Alım garantisi”.
Bu da hükumetin seçenekleri arasında yer almaya başladı. Şimdilik, “gerekirse” kaydı düşülerek bu yolun önü açık. Öyle görünüyor ki TMO (Toprak mahsulleri ofisi), Pankobirlik, Tarım Kredi, Tigem, Fiskobirlik ve Trakya birlik vb. birlikler aracılığıyla çiftçinin elinde kalan ürünler satın alınacak. Seneye de umarım daha ekilmeden çiftçiyle “sözleşme yapılır ve alım garantisi verilir”.
Bu arada ülkemizin çok önemli değeri fındık için de Fiskobirlik’in yeniden etkin olarak devreye sokulması çalışmaları başladı.
Çiftçilerin Tarım Kredi ve Ziraat Bankası’na olan borçlarının 6 veya 12 ay ertelenmesi de gündemde.
Üreticilerin, beni her gördüğünde dile getirdiği “mazot” desteği şimdilik gündemde yok.
Ama bana göre; “Bizim devletimiz güçlüdür. 2020 yılına ait yaklaşık 2,5 milyar TL. mazot ve gübre desteğini seneye değil de ‘bu yıla özel’ peşin ödeyebilir”.
Konuya ilişkin bir adımı bekliyorum.
Bir başka talebim daha olacak.

Sulamada kullanılan elektrik paralarına ilişkin de mutlaka bir şeyler yapılmalı. Fiyatlar da bir indirim, sübvanse mesela…
Ama kesinlikle elektrik faturası, borcu yüzünden şalterler indirilmemeli. Hatta faturaların hasattan sonra uygun bir takvime göre ödenmesi sağlanmalıdır.
Devlet desteği, iyi besleme ve inşallah iklim koşulları (Şimdilik yağmurlar iyi gidiyor. Nisan 15’e doğru güneş de gelirse) bu yıl verim ve rekoltenin eskiye göre yüksek olacağını gösteriyor.
Bu durum da, buğday başta olmak üzere bazı ürünlerde “ihracat olabilir mi”yi gündeme getiriyor .
Ben Türkiye’nin buğday ihraç etmeyeceğini onun yerine “katma değer”li ürünler bisküvi, makarna ve un satacağını düşünüyorum.
Yeri gelmişken bir noktaya daha değinmek istiyorum.
Tarım ve Orman Bakanı Sn. Pakdemirli’nin hayvancılığa ait de bir takım adımlar açıklamasını bekliyorum. Mesela çiğ süt desteğinin 50 kuruşa çıkarılması, yem ham madde tedarikinde (Mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, arpa vs.) açılımlar yapılabilir.
Kanatlı sektörü ve küçükbaş da öyle.
Başka bir yazımın konusu ama “Çobanlara sigortanın” er ya da geç mutlaka gündeme geleceğini ve Sn. Cumhurbaşkanı’nın da buna destek vereceğini düşünüyorum.

Sonuç olarak çiftçiler başta devlet olmak üzere her kesim tarafından “önemsenmiş, fark edilmiş” olmaktan çok mutlu.
Öte yandan Allah’ın onlara bahşedeceği “insanları doyurma şerefi”nin de bilincindeler .
Hemen herkes “tarımın vazgeçilmez” olduğunun farkına vardı. Önümüzdeki yıllarda “tarımsal sanayinin” daha da gelişmesini rahatlıkla öngörelebiliriz artık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir