Tarımı medya uçurur mu?

Usta Tarım Televizyoncusu Mehmet Öztürk, Youtube kanalında “Tarımı medya uçurur mu?” adlı konuyu ele aldı.

https://www.youtube.com/watch?v=Lbjhd8Uce4w&feature=youtu.be adresinden izleyebileceğiniz yayını sizler için kaleme aldık…

Tarımı medya uçurur mu?
Medya, medya ile birlikte kamuoyu… Değil tarımı, bir ülkenin hatta dünyanın çok sayıda gündemini ya bastırıyor ya çıkarıyor. Medyayı hafife almamak lazım.

Sosyal medyanın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu nasıl ayakta tuttuğunu, dünyada seçimlerin sosyal medyayla nasıl kazanıldığını, Cumhurbaşkanı bile olsanız, Tayyip Erdoğan bile olsanız, her gün belki de saatlerce ekranda kalmak için her türlü adımı nasıl attığınıza eğer bakarsanız medyanın bazı konularda çok önemli ve etkili işler yaptığını da görmüş olursunuz.
Benim kastım medyayı veya politikayı tartışmak değil.

Ben, “Tarım Çağı Başladı” dediğim 2020 itibariyle, bütün medyanın bütün insanlığın gözünün hastalıktan ve hastaneden sonra tarıma ve gıdaya geçtiğini, gıdaya ilintilendiğini pekala görebiliyorum.

O yüzden de ben bundan sonra medyanın, zaten 3 aydan beri hem Türkiye’de hem de dünyada COVID-19 haberlerinden her gün aynı konukların ekranda boy göstermesinden, aynı kelimelerden, vaka sayısından, entübe sayısından, ölüm sayısından, test sayısından, maske kelimesinden artık usanmış vaziyetteyiz. Şahsen ben usandım ve konuştuğum arkadaşlar, hatta medya mensuplar da usanmış vaziyette.
Ben tam bu noktada medyanın yeni bir alana geçebileceğini düşünüyorum.

İşte bu yeni bir alan; tarım ve gıda.
Fakat bir şey fark ediyorum ve iyi biliyorum ki şu anda medyada yer alan gerek filim yapımcıları, gerek haber kanallarındaki idareci olan arkadaşların yüzde 90’ı siyasi haberlerden, ölüm, kaza gibi haberlerden başka haberleri pek görmediler. Çünkü aktüel haberleri kalmadı.

Mesela bu arkadaşların kaç tanesi bir ahır görmüştür sizce?
Veya kaç tanesi karpuz tarlasına gidebilmiş ve karpuz görmüştür?
Kaç tanesi seraya uğrayabilmiştir mesela?
Kaç tanesi bir arılığı görmüştür mesela?
Ve bunları görmeyince oradaki atmosferi de bilemezler, oradaki insanların çektiği çileyi veya eğer varsa sefasını da bilemezler.

Sadece internetin bizleri esir aldığı bu günlerde gelecek görüntülü WhatsApp haberlerinden, Mobese kameralarından veya yerli ya da yabancı TV yada ajanslardan aldıkları haberler dışında maalesef bir kaynakları, bir haberleri söz konusu değil.

Akşama kadar; caddeler boşaldı, caddeler doldu, cuma namazına gittik, mesafe oldu mu, olmadı mı? Maske var mı, yok mu? Koskoca katrilyonlarca paranın harcandığı medyada harcadığımız zamanın içinin ne olduğunu görüyoruz.
Ne demek istiyorum?

Şimdi gelin hep beraber bir kampanya yapalım.

Bunu sadece çiftçiler yapmasınlar, çünkü olay çiftçiliği aştı.
Bugün gıdayla muhatap olan herkes yani çiftçisi de, bürokrasideki insanlar da, haberciler de, televizyoncular da, aklınıza kim geliyorsa gelsin.
Herkesin bundan sonra korktuğu, çekindiği bir şey var…
Acaba biz tarımsal ürünlere, gıdaya kolayca, hızlıca ve uygun fiyattan erişebilecek miyiz, erişemeyecek miyiz?
Bunu tartışıyoruz değil mi?
O zaman bir farkındalık olsun diye, iki aşamalı bir öneride bulunuyorum o zaman şimdi sizlere ve ilk adımı da biz atalım…

Ben tarımı temsil ederek konuşmayı düşündüğüm için bunu söylüyorum…
Tarımcı arkadaşlarımız, yani çiftçilerimiz yani sektörle paydaş olan arkadaşlar, ilk adımı şöyle atsınlar:
İnternette bütün TV kanallarının, bütün gazetelerinin WhatsApp hatları ya da e-mailleri söz konusudur.

Lütfen üşenmeyiniz. Kağıdı kalemi almasanız bile cep telefonunun tuşlarından özellikle haber müdürlerine, genel yayın yönetmenlerine… Mesela CNNTürk’ten Ahmet Hakan’a, Habertürk’ten Fatih Altaylı’ya… Aklınıza kim geliyorsa onlara deyin ki;

“Sayın …..,
3 aydan bu yana yaptığınız pandemi sürecindeki haberler için teşekkür ediyoruz. Ama artık bunlardan gına geldi. Bundan sonra haberlerinizin yüzde 10’unu tarım ve gıdaya ayırmanızı istiyoruz. Haber bültenlerinizde ya da konuklarınız arasında tarım ve gıdayı işlemenizi öneriyoruz ve rica ediyoruz.”

Bugünlerde çok gündeme gelmedi ama ben çok önemsiyorum…
Tayland’da elma ihracatının önü açıldı. Çilek, kiraz, süt ve süt ürünleri satabiliyoruz.
Filipinler, Vietnam, Japonya, Güney Kore ve daha bir çok ülkeden insanlar Türkiye’ye gelip, Türkiye’nin meyve bahçelerine, çiftliklerine bakmaya başladılar.
Gelen ülkeler, Türkiye’nin bu işi hijyenik koşullara göre yapıp yapmadığına bakacak ve ona göre Türkiye’den isteyecekler.
Bu arada hemen söylemem lazım. Ocak-Şubat-Mart 2020 itibariyle Türkiye’nin dünyaya gıda ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 20 oranında artmış vaziyette.
O yüzden haber kanallarının ya da diğer kanalların bence bu tür haberlere geri dönmesi “moral-değer” bakımından önemlidir.

Ama daha önemli bir şey var…
Mesela; canlı yayına ya da bant yayına çıkardıkları bir Cumhurbaşkanı’na, bir Bakan’a, bir siyasi muhalefet mensubuna tarımla alakalı sorular sorulursa veya gündeme gelirse o Bakanlık, o birim o dersine çalışır.

Mesela;
Geçen gün Muharrem İnce bir yayına çıktı ve oradaki arkadaşlardan herhangi birisi İnce’ye pandemiden sonra gıda ve tarımla alakalı politikasının ne olduğunu sorması lazım ve ya mecliste her gün basın toplantısı yapan siyasi parti yetkililerine oradaki muhabir arkadaşların bu ara gıda ile alakalı, ithalat ile alakalı, Türkiye’nin talebi ile alakalı sorular sorması lazım.
Bu soruyu kim soracak?

Muhabir soruyu soruyor ama sorduğu soru ve cevabı yukarıdan kesintiye uğruyor ve haber yapılmıyor. O yüzden ben haber merkezindeki yetkili arkadaşlarımızın muhabirlere talimat vererek, bundan sonraki bütün siyasi sorularında mutlaka tarımsal bazı konuları sormasını öneriyorum.

Mesela Türkiye’de devrim gibi geldiğini hissettiğim insan beslemesi kadar önemli “bitki beslemesi” ve bitkinin de bağışıklğının kazanmasında çok büyük katkı sağlayacak olan “organomineral” kelimesini sorsalar ne olur?
En kötü “Bilmiyorum” derler ama bir sonraki konuya çalışarak gelirler.

Mesela Ticaret Bakanı’na “elma” sorusu sorulduğunda veya onun yaptığı açıklama ekranda hem haber olur hem de yorumlanırsa bundan sonra bakanların basın müşavirleri de konuyu bu alana kaydırırlar.

Şu anda İstanbul’da yer alan haber kanallarının tamamına yakınının yetkilisi benim gibi Ankara’dan geldi. Yani bunların tamamına yakını siyasi muhabirler, ekranları siyasetle oluşturuyorlar.
Herhangi bir alana geçemezler çünkü akşama kadar, “O ne dedi, bu ne dedi? ” diye konuşuyorlar. Onlara da bir şey demiyorum ama artık böyle bir alan da doğdu ve bu alanı da onların açmasını öneriyorum. O yüzden de ilk yapacağımız şey; bu tür kanallara konu ile ilgili yazmak.

İkinci olarak da…
Şimdi üreten arkadaşlarım beni iyi dinlesinler…
Arıcılar, peynirciler olabilir hatta gübreciler de olabilir…
Küçük hediyelikler yapalım.
Hatta arıcılar bu ara meşhur oldu, polen, propolis gibi…
Belirlesin herkes gücüne göre… 3-5 tane kanalın veya medya mensubunun veya gazetenin haber müdürüne internetten adresi alıp kargolasın.
Desin ki;

“Benim adım bu, numaram da bu…
Size bu ürünü gönderiyorum, tadına bakınız, bundan sonra da haber bültenlerinizde veya medyanızda bu ürünlere ilişkin doğru insanlardan doğru bilgi alınmasını rica ediyorum.”

Onlar muhtemelen size geri döneceklerdir. “Ne oluyor? Daha önce böyle bir şey yoktu…” diye.
Çünkü bir çok insan bunu yapacağı için eminim bir çok hediye onlara gidecektir ve onlar size dönecektir.

O zaman deyin ki; “Bize bu öneriyi Mehmet Öztürk diye birisi önerdi, biz de ona inandık, dediğini yaptık” deyin. Böylece; o size sonra başkasına dönsün. Böylece o hediyeleri aldıktan sonra o ilgi karşısında 1 haberle başlarlar. 1 haberin 1 konuğu olur. Sonra o günlük 1 saat tarım ve gıda bültenleri çıkar, sonra 2 saate çıkar.
Çünkü ben bu kanaldaki arkadaşların da pandemiden bıktığını düşünüyorum.
Hem kanal sahipleri hem de büyük reklam verenler gerçek anlamda reytingin, çalışmanın ve mutluluğun tarım kesiminde ve gıda kesiminde olduğunu pekala göreceklerdir. Bunun da yöntemi gündeme gelmektir.

Tarım kesimi bir traktör devrildiğinde, kurbanda bir tosun kaçtığında… gibi yani tamamen olumsuzlukların yer aldığı bir ortamda haber değeri olarak görüldüğü düşünülürse, bu sektöre zarar veriyor.
“Hormon” kelimesi zarar veriyor ve yanlış…
Tohumla alakalı yapılan yorumların tamamı yanlış
“GDO ve Hibrit” ile ilgili yapılan yorumların çoğu gerçeği yansıtmıyor ve uzmanlarından bilgi alınmıyor.

Şu ana kadar en çok Sağlık Bakanlığı gündeme geldi. Ne demek bu?
Hastalık bulaşınca Sağlık Bakanlığı gündeme geldi.
Ama ben size şimdi hastalıktan önce, “HASTALANMAMA”, hiç hastalanmayacakmış gibi bir alandan bahsediyorum.,
Bunun haber değeri yok mudur?
Biz şimdi oturup onların bizi görmesini mi bekleyeceğiz?
Bekleyemeyiz ki…
Onların bir derdi yok.

Onların çünkü;
Altlarında arabaları var, önlerinde ekranları var, paraları da var. Onlar hiç bir biçimde bir arıcının, bir çiftçinin derdinden anlama şansları asla yok.
Ben bunu söylerken tabi ki tek kurtarıcının medya olduğunu da ifade etmiyorum ama medyanın ne kadar anlamlı olduğunu, 30 yıldan beri çok iyi bildiğim için ve küçük adımlarla ben şahsen büyük işler başardığımı gördüğüm içinse bunları yapıyorum.
Bugün ilk kurulmuş TV kanallarının bu konuya el atmaları için herkesten bir adım bekliyorum. İlk adımı biz atalım.

Bana da söyleyin.
Eğer benden sonra bir karar vermiş ve bir mesaj atmışsanız veya bir hediye göndermişseniz onu da bana söyleyin, onu ben de bileyim çünkü ben bu konuyu sonradan tekrardan işlemek istiyorum. Ayrıca eğer sizi haber kanalları, merkezlerinden arayan olursa yine haberim olsun.

Diyin ki;
“Mehmet Bey, biz şu kişiye bir küçük hediye gönderdik ve bizi aradı.”

Ben o ilişkiyi öğrenirsem ondan sonra başka bir yöntemle devam edeceğim.

Ayrıca merak etmeyin ben bunu sadece burada yapmıyorum. Ben şu anda başka TV kanallarıdaki arkadaşlarıma ve yetkililere de bunları söylüyorum.

Ve yakında bazı haber kanallarında göreceksiniz tarıma ilişkin her bültende 1-2 haber küçük küçük dönecek.
Bunları yapıyorum ama onları da hiç kırmıyorum. Çünkü benim götürüp polen hediye ettğim yetkili isimler.
“Abi, bu propolis mi?” diye bana sordular. Eee doğrudur.
Hayatında hiç arı görmeyen bir insanın poleni tanıması mümkün değildir ki.
Türkiye’de buğdayla arpayı karıştıran insanlar var ama bu ekip hiç bir zaman buğdayın canlısını görmedi.
Onlara kızıp, “bizi görmüyorsunuz” diyemeyiz ki…
Biz, görevimizi yapalım.

Tabi ki de bu Tarım Bakanlığı ya da devletin yaptıklarını ötelediğim alamına gelmesin, onlar başka. Onları sonra konuşacağız. Ben bugün sadece önemle basit bir şeyi iddiayla söylüyorum.

Medyaya; 1-mesaj gönderme, 2-hediye gönderme kampanyasını yerine getirelim. Onlar da Muharrem İnce’ye, Kemal Kılıçdaroğlu’na, Meral Akşener’e, Devlet Bahçeli’ye, Tayyip Erdoğan’a, bakanlara, daire başkanlarına sorular sorsunlar: “Hangi üründe ihracat şansımız var? Ne kadar yapıldı?” gibi…

Bu konuyu araştırırlarsa eğer yakın zamanda medya COVID’den sonra en çok bu alana girmiş olacak. Bu alana girmesini de biz sağlamış olacağız.

Yıllar önce Toprak TV’y, Bereket TV’yi kurduğumuz zaman benim yanımda 3 arkadaşım vardı ama kameramanım bile yoktu. Ve tek arabayla Türkiye’yi karış karış dolaşıp gezdikten sonra iş büyüdü ve belirli bir zaman sonra 8 tane tarım kanalı oluştu.
O zaman da aynı niyetteydim ben. Bugün de farklı bir tarzda söylüyorum. O zaman tarım kanalları için söylüyordum. Şimdi işi geliştiriyorum ve tekrar söylüyorum.
Lütfen her biriniz bütün medya hatlarına mesaj yazınız ve hediyelerinizi gönderiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir