Bizimle İletişime Geçin

Güncel

“Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor!”

İYİ Parti Ekonomi Politikaları İl Başkanı Şenol Özkaya, üreticiden litresi 3,5 liraya çıkan sütün marketteki rafta 8 liradan fazlaya alıcı bulduğunu belirterek, fiyatlardaki bu dengesizliğin hem üreticiyi hem de tüketiciyi zor duruma soktuğunu söyledi.

İYİ Parti Ekonomi Politikaları İl Başkanı Şenol Özkaya, süt üreticilerinin yaşadığı sorunları gündeme getirerek çözüm önerilerini sundu. Süt üretimi sektörünün yeterince desteklenmediğine dikkat çeken Özkaya, üreticilerin özellikle yem fiyatları ve biriken borçlarından dolayı sıkıntı çektiğini belirterek; sütten para kazanamayan çiftçilerin hayvanlarını kestirmeye başladığını dile getirdi.

RAFTAKİ ZAMLI FİYAT ÜRETİCİYE YANSIMIYOR

Üreticinin kazanamadığını söyleyen Özkaya, son zamanlarda marketlerde süt fiyatlarında yaşanan artışın üreticiye bir katkısının olmadığını belirterek, “Market raflarında 1 litre tam yağlı süt fiyatı yaygın markalarda 8 lira 20 kuruş ile 8 lira 45 kuruş arasında değişiyor. Rafa yansıyan bu zamlı fiyat üreticiye yansımıyor. Üretici yine ürününü 3 lira 20 kuruştan satıyor. Üretici kazanamıyor. Bunun sebebi diyelim süt 5 lira oldu bir de bunun tüketim ayağı var. Burada çiftçi şunu diyor; sütü sen 10 lira da yapabilirsin 2 lirada yapabilirsin benim kazancım belli olsun” ifadelerini kullandı.

YEM DE SÜT DE AYNI FİYAT!

1 litre süte karşılık 1,3 kilo yem alarak ‘süt/yem paritesinin’ korunabileceğini söyleyen Özkaya, bu durumda paritenin bile sağlanamadığı söyledi. Özkaya, “Genellikle söylenenlere göre 1 litre süt ile 1,3 kilo yem almak lazım. Sütün fiyatı şu an da 3,2 yem de aynı şekilde. Bu tabloya baktığımızda normal verilen fiyattan en azından 1 lira daha fazla olması lazım. Yani çiğ sütün litresinin 4 lira 20 kuruş olması lazım.” dedi.

“DEVLET DESTEĞİ 20 KURUŞ OLMAZ!”

Üreticiye çiğ süt için verilen desteğin destek değil daha çok köstek olduğunu savunan Özkaya, “Desteklerin komple değişmesi lazım. Üretici için sütün fiyatında önemli olan girdiler. Devlet desteği dediğin şey 20 kuruş olmaz. En azından Avrupa’nın yaptığı gibi süt fiyatının %20 si kadar bir teşvik verilirse üretici için bu kadar sorun olmaz. Üretimde süreklilik olması için destek lazım. Üreticinin kazancının ayarlanması lazım. Onlar süt fiyatını açıklıyorlar ama bunun üretici ayağı mağdur kalıyor” ifadelerini kullandı.

ÜRETİCİ BU KADAR AZ KAZANIRKEN TÜKETİCİ NİYE PAHALI ALIYOR?

Süt fiyatlarındaki artışlardan mandıracılarından memnun olmadığını dile getiren Özkaya, “Mandıra üretiyor ve toptan bir bayiye satıyor o da diğerine satıyor. Büyük kurumsal marketlerin bir raf bedeli var. Mandıracılarda memnun değil raflardaki fiyatlardan dolayı satışları çok düştü, maliyetleri pahalandı. Süt üreticisi para kazanmıyor bunun sebebi ham madde fiyatları ve küresellik bizim yapmamız gereken şey üretimi arttırmak. Süt fiyatlarından ziyade desteklerin gerçekçi olmasın. Devamlı süt fiyatları artmasın artıyorsa da tüketiciye yansımasın” diye konuştu.

YILDA 650 BİN BUZAĞI ÖLÜYOR

Süt üreticilerinin sorunlarının çözülemeyecek şeyler olmadığını söyleyen Özkaya, en büyük eksikliğin bilgi olduğunu belirtti. Özkaya, “Hayvanı ithal alıyoruz. Besi yapmak için hayvanları dışarıdan getirmeyelim dediler ancak bu mümkün değil. Çözüm yolları basit aslında. Dünya da ham madde sorunu var. Bizim bu üreticilerden pay almamız zorlaşıyor. ARGE çalışmaları yapılacak. Resmi kayıtlara göre yıllık 650 bin tane buzağı ölümü var. Biz, buzağılarımıza bakamıyoruz. Buzağı olmazsa işletmeler zarar ediyor. Buzağı ölümlerinin sebebi çiftlik koşullarının iyi olmaması ve aşıların zamanında yapılamamasından kaynaklanıyor. Biz mera ülkesiyiz ancak meralarımızı ıslah etmemişiz tam büyümeden, gelişmeden hayvanları salıyoruz. Bizim küçükbaş grubunu arttırırsak bizim et ihtiyacımız buradan karşılanır. Her şeyin başı tarımla ıslahtır” dedi.

200 BAŞLIKLI ÜRETİM TESİSİ KURMANIN MALİYETİ

10 MİLYON Süt verimi otomatik olarak yaz aylarında %20 düştüğünü kaydeden Özkaya, süt üretim tesisi kurmanın maliyetinde söz ederek, üreticinin kazanama sebebini bu maliyet kalemleriyle anlattı. Özkaya, “Hayvanlara bakıcı bulması bir dert, yem tedarik etmek bir dert. Bu çok zor ve meşakkatli bir iş bunun karşılığını alamıyorlar. 2010 yılında sütün litre fiyatı 90 kuruştu. 2021 yılında sütün litre fiyatı 3,2 lira. Yani 3 katı fark var. Süt işletmeleri büyük yatırımlarla yapılıyor. Arazinizin olduğunu düşünelim, bunu herhangi bir bankaya, değeri 10 milyon diyelim yerin buna 5 milyon lira kredi veriyor. Geliyor tesisi yapıyor. Gübre çukuru, hayvanın sağım hanesi, yatacağı yer, tırnak bakımı tüm ekipmanını hazırlıyor. Şu anda 200 başlık sağımlı bir tesisi kurmanın maliyeti 10 milyon civarında. İthal hayvan getirmek zorundasınız. Onlarda 2000 Euro civarındadır. Bunun karşılığında sütün litresi 3,2 kuruş. Bir kilo yemin maliyeti 3,2 lira.”

MANİSA KOOPERATİFLEŞEMEDİ

Üreticinin hak ettiği kazancı alabilmesi ve üründe bir marka oluşturabilmek için kooperatifleşmenin çok önemli olduğunu kaydeden Özkaya, Manisa’nın en büyük eksiklerinden birinin de kooperatifleşememesi olduğunu söyledi. Özkaya, “Kooperatifleşmek çok önemli. Biz Manisa olarak kooperatifleşemiyoruz. Önceden Mesir Süt Kooperatifi vardı. Manisa için iyi bit kaynaklı. Şuan yapılan günlük pastörize paketli sütü yapacaklardı. Ama olmadı sebebi ise devletten teşvik alamadık, yönetimde olan anlaşmazlıklar yüzünden Manisa bölgemizde aktif hale gelemedi ve dağıldı. İlimiz kooperatifleşemedi. Bunun için bakanlığın el atması lazım başında bilen kişilerin olması lazım. Aile işletmeleri olmalı, oradaki kişilere devletin ücretsiz bağ kur sigorta yapması lazım. Bunlar bir zincirin halkası şeklinde ilerler” diye konuştu.

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel

Çaldığı keçiyle yakalandı

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Güncel

6. Ovacık Tarım ve Sakız Koyunu Festivali başlıyor…

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Güncel

Ankara tiftiğine coğrafi işaret

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et
Advertisement

Çok Okunanlar